Kaosun Ötesinde
Devlet, yalnızca sınır çizmek, bayrak dikmek ya da bir başkent ilan etmek değildir. Hegel’in dediği gibi, “devlet özgürlüğün gerçekleşmiş şeklidir.” Kaba kuvvetin ötesinde, halkın rızası ve uluslararası onayla şekillenir.
Mahir Kaynak, “Hiçbir örgüt devlet kuramaz” derken, devlet ile örgüt arasındaki farkı net bir biçimde ortaya koyar.*¹ Geçici otoriteler, uluslararası sistemin gözünde yalnızca gölgelerden ibarettir. Ama bugün Orta Doğu’ya baktığımızda, bu gölgelerin ardında yalnızca strateji değil, aynı zamanda bir insanlık dramı gizlidir.
Taşeron Örgütler
Kaynak şöyle yazar: “Silahlı örgütler hiçbir zaman devlet kuramazlar. Onların rolü, büyük güçlerin stratejik hesaplarında taşeronluk yapmaktan ibarettir.”*²
Hizbullah, DAEŞ, PYD/YPG, PKK ve FETÖ gibi örgütler, kendi toplumlarından doğmuş olsalar da varlıklarını küresel dengelere borçludur. Irak’ta DAEŞ’in Musul’u kısa sürede ele geçirmesi ve ardından çöküşü, Kaynak’ın bu görüşünü doğrular niteliktedir.
Büyük İsrail Tezi
Kaynak, Orta Doğu’da Oyun kitabında şöyle der:“Bölgede görülen her örgütlenme, aslında bölgesel dengeleri bozarak İsrail’in güvenliğini artırma amacına hizmet etmektedir.”*³
Filistin’den Lübnan’a, Irak’tan Suriye’ye uzanan çatışmalar, bu perspektifle daha anlaşılır hale gelir. Parçalanmış ve sürekli çatışma içinde kalan devletler, İsrail’in güvenliğini pekiştirir ve uzun vadeli genişleme stratejisine uygun zemin hazırlar.*⁴
Gazze’de İnsanlık Dramı
Başlangıçta, Filistin direnişi veya Hamas’ın ortaya çıkışı bir “denge arayışı” olarak görülebilirdi. Ancak bugün Gazze, yalnızca bir strateji sahnesi değil; her köşe başında, her yıkık duvar arasında bir insanlık dramı sergiliyor.
Etiketler
Köşe Yazısı