Şiir, bazen kelimelerle değil; yürekle, suskunlukla, yaşananlarla yazılır. Bazı şairler vardır ki; kelimeleri, yaşanmışlıkları ve söylenmemiş sözleriyle bir dönemin, bir coğrafyanın, hatta bir ruhun sesi olurlar. Bahattin Karakoç, Türk şiirinin böyle nadir ustalarından biridir. “Beyaz Kartal” mahlasını taşıyan bu şair, yalnızca şiir yazmakla kalmaz; şiirin içinde yaşar, sevgiyle, hasretle, itirafla ve bekleyişle örülü bir yaşam sürer. Onun şiiri, yaşananın ve yaşanamayanın arasında incecik bir çizgide dolaşır; söz verir, bekler, susar ve sonunda yüzleşir. Bu yolda yürürken de “Söz Olsun”, “Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman” ve “İtiraf Dilekçesi” adlı şiirleri, Karakoç’un en içten ve en güçlü duraklarıdır.
Söz Vermek: Kendi Yüreğine Sadakat
“Söz Olsun” şiiri, aslında bir aşk şiirinden çok daha fazlasıdır. O, sevdiğine değil, kendi yüreğine verilen bir sözün ağırlığını taşır. Şair, “yüreğim bir madenci feneri” derken, sevginin karanlık ve tehlikeli yollarında ilerleyen bir insanın ışığını anlatır.Bir uçurumun kenarında, belirsizlikle, acıyla ama umudun sarsılmaz ışığıyla yürür bu adam. “Yüreğim bir madenci feneri, yol uçurum…Yaklaşma diyorsan, peki umudum, Bir daha kimseden sormayacağım seni; Söz olsun!” Burada “söz” kelimesi, hafif bir kelime değildir; Bu, kaybedilenlere rağmen yitirilmemiş bir onurdur. Bir daha asla sormamak, aşkı bastırmak değil; onunla onurlu bir mesafeyi korumaktır. Ayrıca şiirin şu dizeleri, Karakoç’un sadakat anlayışını en güçlü biçimde ortaya koyar: “Kurtlar gibi ulusa da gönlüm ardından, Sormayacağım yüzünü, izini yollardan…Tüfeğimin namlusunun ucuna konan Kınalı keklik olsan da vurmayacağım seni; Söz olsun!” Burada sevgi, düşmanlıkla değil, koruma içgüdüsüyle birleşir. “Vurmayacağım” sözü, hem şefkatin hem de saygının sembolüdür.
Beklemek ve Umut Etmek: Ihlamur Mevsimi
Etiketler
Köşe Yazısı