“Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazımdır.”Aliya İzzetbegoviç’in bu sözü, çağımızın unuttuğu bir hakikati fısıldar: Bilgi, sadece aktarılan değil, özümsenen bir hakikattir; ve bu özümseme, gökyüzüne yönelmiş bir ruhla mümkündür.Gökyüzü burada yalnızca fiziki bir sema değil; aşkın olanın, ilahiliğin, sonsuz hakikatin sembolüdür. Öğrenci olmak ise bir teslimiyet halidir. Zira hakikati öğrenmeye talip olan, önce kendi cehaletini kabul eder. Bu yüzden gökyüzünün öğrencisi olan, içindeki putları yıkan, benliğini törpüleyen, nefsini tanıyan kimsedir.Kur’an, bu yolculuğun haritasıdır.
Değişmeden, bozulmadan bugüne ulaşan ilahi kelam, hakikati arayanlar için hem bir nur hem bir mihenk taşıdır. Allah’ın kelamı, insanı gökyüzüne yöneltirken aynı zamanda yeryüzünü nasıl imar edeceğini de öğretir. Diğer kutsal kitaplarda zamanla beşeri müdahalelerle karışan o ilk nurdan izler kalmış olsa da, saf ve son rehberlik Kur’an’dadır.Tasavvuf, bu ilahi çağrıya kulak verenlerin izini sürer. Yunus’un diliyle “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için” diyenler, gökyüzünün öğrencisi olarak yeryüzünde öğretmenliğe soyunurlar.
Ama bu öğretmenlik bir makam değil, bir emanettir. O yüzden onların sesi yüksek çıkmaz ama kalplerde derin yankılar bırakır.Bugün nice kişi yeryüzüne söz söylemek istiyor; yazmak, konuşmak, yön vermek istiyor… Ama kaçı gökyüzüne yönelmiş, kaçı iç sesini susturup hakikatin sesine kulak kesilmiş? Kaçı, başkalarını eğitmeden önce kendi iç karanlığıyla yüzleşmiş?Gökyüzünün öğrencisi olmak, kendini bilmektir. Kalbini arındırmak, dilini yontmak, her kelimesini mizanla tartmaktır. Ancak o vakit yeryüzünde öğrenilecek hakikat kapıları açılır, öğrenilen her şey bireysel edinime değil; gökten alınmış bir emanete dönüşür. #Vicdan…
Kaynak: https://ahmetkayaaslan.wordpress.com/2025/05/29/yeryuzunde-sozu-olanin-gokyuzuyle-bagi-olmali/
Etiketler
Köşe Yazısı