Küresel enerji ticareti için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndaki kapanma riski, otomotiv ve lastik sektörlerinde maliyet baskısını artırabilecek bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Önceki günlerde otomotiv basını ile buluşan Petlas Genel Müdürü Hakan Yalnız, enerji fiyatlarının yükselmesi ve Avrupa pazarındaki daralmanın sektör üzerindeki etkilerinden söz ederek, bölgedeki gerilimlerin işleri daha da karmaşık hale getirebileceğini belirtti. Yalnız, enerji fiyatlarındaki artış ve Avrupa'daki daralma gibi mevcut baskıların yanı sıra, savaşın etkilerinin de sektörü zorladığını vurgulayarak, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının küresel bir sorun yaratabileceğini söyledi. Bunun etkisinin ne denli büyük olacağını ise ancak zamanla görebileceklerini ifade etti.
Otomotiv tedarik sanayi temsilcileri de benzer endişelerini dile getirdi. Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci, Hürmüz Boğazı'nın dünya enerji ticaretindeki stratejik önemine değinerek, gerilimin enerjiye yüksek bağımlılığı olan sanayi sektörlerini ciddi şekilde ilgilendirdiğini söyledi. Küresel petrol ve LNG arzının yaklaşık yüzde 20'sinin bu güzergâhtan geçtiğini hatırlatan Birinci, boğazın kapanmasının Türkiye'deki otomotiv tedarik sanayisi açısından doğrudan etkilerinin olabileceğini sözlerine ekledi.
Birinci, Türkiye otomotiv tedarik sanayisinin büyük ölçüde Avrupa ağlarına entegre olduğunu ve enerji maliyetleri ile lojistik süreçlerdeki aksaklıkların üretim maliyetlerini artırabileceğine dikkat çekti. Ayrıca petrokimya türevleri, plastik hammaddeler ve bazı metal girdilerinde yaşanabilecek global fiyat dalgalanmalarının sektör tarafından yakından izlendiğini belirtti.
Öte yandan Birinci, Türkiye’nin coğrafi konumunun güçlü üretim altyapısıyla birleştiğinde, jeopolitik belirsizliklerin artmasıyla daha avantajlı bir duruma gelebileceğine de işaret etti. Küresel tedarik hatlarındaki risklerin arttığı dönemlerde, firmaların daha güvenli ve yakın üretim merkezlerini tercih etme eğilimi güttüğünü söyleyerek, Türkiye'nin bu alanda Avrupa için güvenilir bir üretim ve tedarik ortağı olma özelliğini pekiştirebileceğini aktardı. Ayrıca akaryakıt fiyatları açısından gündeme gelen eşel mobil uygulamasının lojistik ve girdi maliyetleri üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği görüşünde olduğunu belirtti.
Basra Körfezi ile Umman Denizi'ni birbirine bağlayan 33 kilometre genişliğindeki Hürmüz Boğazı, dünya deniz ticareti açısından en stratejik su yollarından biri olmaya devam ediyor. Küresel petrol ve LNG sevkiyatlarının önemli bir kısmı bu dar boğazdan geçiyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin verilerine göre, günlük 20 milyon varilden fazla ham petrol ve petrol ürünü bu boğaz üzerinden taşınıyor. Bu miktar, dünya sıvı petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20'sine karşılık geliyor. Ayrıca, Hürmüz’den geçen petrolün yüzde 70-80’lik kısmının Asya ülkelerine ulaştığı; en büyük ithalatçıların ise Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore olduğu belirtiliyor.