Volkswagen, Euro 7 emisyon standartlarına uyum sağlamak amacıyla önemli bir strateji değişikliğine gidiyor ve bu kapsamda, uzun yıllardır üretimde olan 1.0 litrelik 3 silindirli motorlarını devre dışı bırakmaya hazırlanıyor. Peki, bu motorların yerini hangi seçenekler alacak?
Alman otomotiv devi Volkswagen, yeni emisyon düzenlemelerine uygun hale gelmek adına ürün gamında köklü bir dönüşüm başlatıyor. Bir dönemin sembolü hâline gelen ve piyasada en güvenilir 3 silindirli motorlardan biri olarak bilinen bu ünite, artık üretim bandına veda ediyor. Küresel çapta uzun süredir etkisini hissettiren "downsizing" trendine ters düşen bu karar, Volkswagen’in motor stratejisinde yeni bir sayfa açıyor.
1.0 litrelik motorun yerini, kademeli olarak daha büyük hacimlere ve daha fazla silindire sahip motorlar alacak. Özellikle 1.5 litrelik 4 silindirli eTSI motorun, 150 beygir güce kadar olan modellerde kullanılması planlanıyor. Daha yüksek performans arayan kullanıcılar için ise 2.0 litrelik TSI turbo benzinli motor seçeneği devrede olacak. Dizel cephesine gelince, Volkswagen yalnızca 2.0 TDI motoru sunmaya devam edecek ve bu ünite 116 ile 193 beygir arasında değişen güç seçenekleri ile pazara hizmet vermeye devam edecek.
Peki hangi modeller bu değişimden etkilenecek?
Yeni dönemde devreye girecek olan tüm dört silindirli motorlar, elektrik destekli bir yapı içeriyor olacak. Bu kapsamda MHEV (hafif hibrit), PHEV (şarj edilebilir hibrit) ya da tamamen hibrit çeşitleriyle sunulacaklar. Tam hibrit teknolojisinin ise özellikle 2026 yılı itibarıyla T-Roc modeliyle tanıtılması bekleniyor.
İlk kez 2012 yılında yollara çıkan ve Volkswagen grubunun giriş seviyesi modellerinin vazgeçilmezi hâline gelen 1.0 litrelik motorun üretiminin sona ermesi, oldukça geniş bir araç yelpazesini etkileyecek. Volkswagen Polo ve T-Cross’un yanı sıra, Seat ve Skoda markalarının da çeşitli modellerinde benzer değişimler yaşanacak. Bununla birlikte, markanın daha önce efsanevi 2.5 litrelik 5 silindirli motorun da 2027 yılında Avrupa pazarından çekileceğini açıkladığını hatırlatmak gerekiyor.
Volkswagen’in giderek sıkılaşan çevresel düzenlemelere uyum sağlamak adına attığı bu adımlar, markanın sürdürülebilirlik ve yenilikçi teknolojilere öncelik verdiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.