Daha fazla hava durumu tahmini: İstanbul da 15 günlük hava durumu

AB’nin Doğu Akdeniz’deki enerji projesi jeopolitik ve finansman engelleriyle karşı karşıya

Avrupa Birliği'nin, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in elektrik şebekelerini birbirine bağlayarak daha entegre ve güçlü bir enerji ağı oluşturmayı amaçladığı 1,9 milyar euroluk Great Sea Interconnector projesi, çeşitli engellerle karşı karşıya kaldı. Bu büyük ölçekli proje, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusundaki süregelen anlaşmazlıklar ile birlikte finansman ve maliyet paylaşımı sorunları nedeniyle planlandığı hızda ilerleyemiyor.

Projeye yönelik Avrupa'nın bakış açısı oldukça geniş; sadece üç ülke arasındaki bir altyapı yatırımı olarak değil, aynı zamanda Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği içinde elektrik şebekesine entegre olmayan tek üye ülke olma durumunu değiştirme potansiyeli taşıyor. Yaklaşık 1.200 kilometrelik denizaltı kablosunun başarılı bir şekilde tamamlanması ile bu izolasyon durumu sona erecek.

Projenin bir başka önemli getirisi ise bölgesel enerji güvenliğinin artmasına ve yenilenebilir enerji kaynaklarının daha yoğun kullanımına olanak sağlaması olarak öngörülüyor. Ayrıca, Güney Kıbrıs elektrik faturalarında muhtemelen bir düşüş yaşayacak ki bu da projenin ekonomik faydalarından biri olarak öne çıkıyor. Avrupa Komisyonu şimdiden projeye 657 milyon euro kaynak ayırdı ve bu girişimi Avrupa’daki eskiyen elektrik altyapılarını modernize etme çabalarının bir parçası olarak stratejik bir yatırım şeklinde değerlendiriyor.


Ancak, projenin geleceği, şimdiye dek jeopolitik, finansal ve ticari birçok engelin birleşimiyle bulanık bir hal aldı. Brüksel'in enerjide daha bağlantılı bir Avrupa yaratma hedefi, bu karmaşık engeller nedeniyle somut bir fiziksel altyapıya dönüştürülmekte zorlanıyor.


En acil jeopolitik meselelerden biri, Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarıdır. GSI projesi, Girit ve Kassos adalarının güney ve doğusundan geçecek bir rota izliyor ve bu bölgelerde Yunanistan, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi gereğince kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge üzerinde kendine ait haklarının olduğunu savunuyor. Ancak Türkiye, bu anlaşmaya taraf olmayarak Yunanistan’ın bu yorumuna katılmıyor ve adaların çevresindeki deniz yetki alanlarının ana kara kıta sahanlığı ile sınırlı olması gerektiğini belirtiyor.


Bu uyuşmazlıklar kaçınılmaz olarak projenin ilerleyişini aksattı. Örneğin, Türkiye'nin askeri varlık gösterisi sonrasında Yunanistan bazı açık deniz araştırma programlarını ertelemek zorunda kaldı. Bu tür gelişmeler doğrudan bir çatışmaya dönüşmese de, tartışmalı deniz bölgelerindeki altyapı projelerinin karşılaştığı riskleri gözler önüne serdi.

Londra Üniversitesi Royal Holloway'de jeopolitik profesörü ve fakülte dekanı olan Klaus Dodds'a göre, Türkiye, GSI projesini bölgede Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın egemenlik iddialarına yönelik bir meydan okuma olarak görüyor. Dodds'un belirttiği üzere, eğer bu proje tamamlanırsa yalnızca basit bir elektrik iletim hattı olmanın ötesinde, aynı zamanda Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında Türkiye'nin ihtiyatla yaklaştığı yakın bir ittifakı da sembolik biçimde ortaya koyacak.


Türkiye'nin itirazları, enerji sektöründeki kendi stratejileriyle de bağlantılı. Ankara’nın tercihi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasında muhtemel alternatif bir denizaltı elektrik bağlantısını hayata geçirmek olabilir. Buna karşın Avrupa Komisyonu, Doğu Akdeniz’deki daha geniş bölgesel politikaların ortasında Güney Kıbrıs’ın elektrik tecridini sona erdirmek adına desteklediği en belirgin proje olarak GSI'yi seçmiştir.


Bir Komisyon sözcüsü Euronews'e, Avrupa Birliği'nin Doğu Akdeniz'de istikrarlı ve güvenli bir ortamdan doğan stratejik çıkarları olduğunu belirtti. Hem kendi çıkarlarını hem de üye devletlerin çıkarlarını savunma ve bölgesel istikrarı koruma konusundaki kararlılıklarını vurguladı.

Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini, Ankara’nın bölgedeki deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarına ve egemenlik haklarına güçlü bir vurgu yaparken, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail arasındaki iş birliğine yeni bir rekabet boyutu ekliyor.


Diplomasi ve Ekonomi Enstitüsü'nden Haşim Tekineş, Suriye’de Beşar Esad rejiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Türkiye ve İsrail’in karşılıklı olarak birbirlerini giderek daha fazla bir ulusal güvenlik tehdidi olarak gördüğünü belirtiyor. Bu bağlamda, Yunanistan ile İsrail arasındaki yakınlaşan ilişkilerin Ankara’nın endişelerini artırdığını söylüyor.

Tekineş, Türkiye’nin Yunanistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin güçlenmesini, kendisini kuşatma ve yalnızlaştırmaya yönelik olası bir girişim olarak değerlendirdiğini ifade ediyor. Ayrıca Ankara'nın GSI projesinin tamamlanmasını, özellikle Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve diğer bölgeler arasında bir enerji köprüsü olma hedefi göz önüne alındığında, jeopolitik nüfuz ve ekonomik fırsat kaybı olarak görebileceğini dile getiriyor.

Brüksel, projeyi sürdürmeye çalışıyor. AB'nin sadece Akdeniz'in bir ucundan diğerine kablo döşemekle kalmadığı, aynı zamanda Avrupa'nın deniz yetki alanları konusunda en fazla anlaşmazlığın yaşandığı bölgelerden birinde stratejik bir enerji projesini hayata geçirmeye çalıştığı vurgulanıyor.


Enerjiden sorumlu olan Komisyon Üyesi Dan Jorgensen, Doğu Akdeniz'de istikrarlı bir ortamın korunması ve AB ile Türkiye arasında iş birliğine dayalı ilişkilerin geliştirilmesi açısından uluslararası hukukun ve çok taraflılığın önemine dikkat çekti. Avrupa Komisyonu ayrıca Türkiye’nin Güney Kıbrıs ile KKTC arasında ayrı bir denizaltı elektrik bağlantısı kurma planlarına karşı uyardı.

Bu arada, Türkiye denizcilik doktrinini revize etmeye hazırlanıyor. Ankara, mayıs ayında doktrini yasal güvence altına almak istediğini belirtmişti ancak konu Meclis'te görüşülmek üzere ekim ayına ertelendi. Doktrinin nihai metninin nasıl şekilleneceği henüz netlik kazanmış değil. Araştırmacı Tekineş, Türkiye ile AB veya ABD arasındaki ilişkilerin yakınlaşmasının dahi Yunanistan-İsrail iş birliğini ya da GSI gibi projeleri Ankara açısından kabul edilebilir hale getirmesinin pek olası olmadığını ifade ediyor.


Bu durum, kablo projesini daha geniş bir jeopolitik rekabetin etkisine açık hale getiriyor ve projenin hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Projenin finansmanı konusunda ise Yunanistan ve Güney Kıbrıs yıllardır anlaşmazlık yaşıyor. Maliyetin nihai olarak elektrik tüketicilerine nasıl yansıtılacağı konusu da hala tartışmaların odak noktası.

Projenin finansmanı için AB hibeleri ve Avrupa Yatırım Bankası kredileri bekleniyor. Ancak banka daha önce projenin mali açıdan uygulanabilirliği konusunda şüpheler dile getirmişti. Avrupa Yatırım Bankası'nın değerlendirmesi devam ediyor ve sürecin tamamlanmasından önce detaylar hakkında yorum yapılmadı.

Yorum KURALLARI: Hakaret içerici ve kanuni olarak suç teşkil edecek paylaşımlarda bulunmak yasaktır. Sorumluluk tamamen siz ziyaretçilere aittir.

Daha yeni Daha eski

Reklam1

Reklam2

نموذج الاتصال