Daha fazla hava durumu tahmini: İstanbul da 15 günlük hava durumu

Kamu Etiği, Liyakat ve Kırık Camlar Teorisi: Kamu Yönetiminde Güvenin İnşası

Kamu yönetimi, yalnızca hizmet üretme mekanizması değil; aynı zamanda toplumun adalet, eşitlik ve güven duygusunun teminatıdır. Ancak bu teminatın sürdürülebilmesi, sistemin ahlaki zeminine bağlıdır. Kamu etiği ve liyakat, bu zeminin iki ana sütunu olarak karşımıza çıkar. Ne var ki, bu sütunlar zayıfladığında kamu kurumlarının kapılarında biriken “kırık camlar” toplumsal güvenin sarsıldığını gösterir.

“Kırık Camlar Teorisi” ilk kez 1982’de James Q. Wilson ve George Kelling tarafından ortaya atılmıştır. Teoriye göre, bir mahallede kırılmış bir cam uzun süre onarılmadığında, çevreye “sahipsizlik” mesajı verir; bu da daha büyük bozulmaların, suçların ve toplumsal çöküşün önünü açar. Aynı ilke, kamu yönetimi için de geçerlidir: Küçük etik ihlaller, liyakatsiz atamalar veya çıkar ilişkileri “kırık camlar” gibidir; zamanında müdahale edilmezse, kurumun bütünlüğünü tehdit eden sistematik yozlaşmalara dönüşür.

Türkiye’de kamu yönetimi literatüründe etik, genellikle mevzuat merkezli bir kavram olarak ele alınmış, ancak son yıllarda kültürel ve yönetsel boyutlarıyla daha derin tartışmalara konu olmuştur. İçli (2010), suç sosyolojisi üzerinden yaptığı değerlendirmede, kırık camlar teorisinin kamu kurumları için de geçerli olduğunu; küçük sapmaların, örgütsel kültürde ciddi ahlaki erozyonlara yol açabileceğini vurgular. Bu noktada “kamu etiği”, yalnızca bireysel davranışlar değil, aynı zamanda örgütsel iklimin de bir yansımasıdır.

Liyakat ise bu etik sistemin işlevsel güvencesidir. Kamu görevine ehil olmayan kişilerin getirilmesi, yalnızca bir kadro tercihi değil, aynı zamanda toplumla yapılan ahlaki sözleşmenin ihlalidir. Gürbüz ve Ersoy (2015), kent güvenliği politikaları üzerine yaptıkları araştırmada, liyakatin zayıfladığı sistemlerde “kurumsal otoriteye güvenin” azaldığını; bunun da tıpkı kırık cam etkisiyle toplumda genel bir “boşvermişlik” kültürü oluşturduğunu belirtirler. Yani liyakat eksikliği yalnızca yöneticiyi değil, yurttaşın vicdanını da yorar.

Demirbaş (2019) bu durumu “etik ihmalin bulaşıcı doğası” olarak tanımlar. Ona göre, kamu görevlileri küçük çıkar ilişkilerini normalleştirdiğinde, diğer çalışanlar da bu normu benimser; tıpkı bir sokakta ilk kırık camın diğerlerini davet etmesi gibi. Böylece bireysel etik ihlaller, kurumsal yozlaşmanın zeminine dönüşür. Burada yapılması gereken, cam kırıldığında hızla tamir etmek; yani etik ihlale karşı şeffaf ve adil müdahalelerde bulunmaktır.

Kamu etiği literatüründe sıkça vurgulanan bir diğer kavram “hesap verebilirlik”tir. Bu kavram, yalnızca denetim mekanizmalarının etkinliğiyle değil, yöneticilerin içsel sorumluluk bilinciyle anlam kazanır. Yavuz (2020), Türkiye’de kamu etiği uygulamalarını incelediği çalışmasında, hesap verebilirliğin sadece kuralların değil, “erdemli davranışın sürekliliği” olduğunu belirtir. Eğer bir kamu yöneticisi, görevini vicdanla değil talimatla yapıyorsa, cam çoktan çatlamış demektir.

Bu bağlamda, kamu yönetiminde etik eğitimlerinin ve etik komisyonlarının güçlendirilmesi elzemdir. Ancak bu tür yapılar, biçimsel kaldığında kalıcı etki yaratmaz. Esas ihtiyaç, “etik farkındalığın kültürleşmesi”dir. Kamu görevlisi, görevinin “hizmet etmek” olduğunu içselleştirmedikçe, hiçbir yönetmelik erdemi öğretemez. Devletin güvenilirliği, yurttaşın gözünde etik davranışın sürekliliğiyle ölçülür.

Kırık camlar teorisini kamu yönetimi bağlamında düşünmek, bize önemli bir uyarı sunar: Her küçük etik ihmal, bir kurumsal duvarı çatlatır. Bu nedenle kamu etiği, yalnızca kriz dönemlerinde değil, her gün yeniden inşa edilmesi gereken bir sorumluluktur. Liyakat ise bu sorumluluğun yapı taşıdır. Çünkü liyakatli kadrolar, sistemin kendini onarma kapasitesini temsil eder.

Güncel Reformlar ve Etik Uygulamalar

Son yıllarda Türkiye’de kamu yönetimi alanında etik farkındalığı artırmaya yönelik önemli adımlar atılmıştır. Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun (2004) yönetmeliklerinde yapılan güncellemeler, kamu görevlilerinin şeffaflık, hesap verebilirlik ve çıkar çatışmalarından uzak hareket etme sorumluluklarını pekiştirmeyi hedeflemektedir. Ayrıca, e-etik platformları aracılığıyla kamu çalışanlarının davranışları sürekli izlenebilir hâle gelmiş, olası ihlaller anlık olarak tespit edilebilmektedir.

Liyakatın korunması da reform gündeminin öncelikli maddelerindendir. Özellikle kariyer atamaları ve görev değişikliklerinde objektif performans kriterleri, eğitim ve deneyim düzeyine göre puanlama sistemleri gibi araçlar uygulanmaktadır. Bu yöntemler, Kırık Camlar Teorisi bağlamında “küçük ihmallerin büyük yozlaşmalara yol açabileceği” uyarısını doğrudan önlemeyi amaçlar. Yavuz (2020) ve Gürbüz & Ersoy (2015) gibi çalışmalar, bu tür önleyici yaklaşımların, yalnızca kurum içi düzeni sağlamakla kalmayıp, vatandaşın devlete olan güvenini de artırdığını vurgulamaktadır.

Böylece Türkiye’deki güncel uygulamalar, kırık camlar metaforunu yalnızca toplumsal değil, kurumsal ve yönetsel düzeyde de görünür kılmaktadır. Etik kurallar ve liyakat denetimleri sayesinde, küçük ihlaller sistematik bir çöküşe dönüşmeden müdahale edilebilmekte; kamu yönetimi, güvenilirliğini ve etkinliğini koruyabilmektedir. Bu bağlamda, Kırık Camlar Teorisi, yalnızca sosyolojik bir gözlem değil, aynı zamanda Türkiye’deki kamu reformlarının bilimsel dayanağını da oluşturmaktadır.

Kırık camlar teorisi, Amerikalı suç psikoloğu Philip Zimbardo'nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyin sonuçlarından elde edilmiş olan, kentsel bozukluk üzerine anti-sosyal davranışlar ve diğer suçlardaki vandalizm davranışları/belirtileri ve normları işaret eden kriminolojik bir teoridir.


İlgilisine okuma tavsiyesi 

Yazar: 
A. KAYAASLAN

BİYOGRAFİSİ

A. Kayaaslan, uzun yıllardır kamu sektöründe çalışan bir yönetici ve düşünce insanıdır. Bir Kamu Kurumunda çeşitli görevlerde bulunmaktadır. Satın alma, kalite kontrol ve katalog sistemleri ile marka üzerine uzmanlaşmıştır. Etik kamu yönetimi, stratejik planlama ve dijital dönüşüm alanlarında sayısız eğitime katılmıştır. Geçmişte bir Devlet Üniversitesi’nde görev almış, hâlen gazetecilik eğitimi sürmektedir. Yazınsal yönüyle de dikkat çeken Kayaaslan, kamu yönetimine dair denemeler ve analizler kaleme almakta, şiirsel yazılarla içsel dünyaya da seslenmektedir.


Demirbaş, T. (2019). Kriminoloji. Ankara: Seçkin Yayıncılık.

Gürbüz, M., & Ersoy, N. (2015). “Kırık Camlar Teorisi ve Türkiye’de Kent Güvenliği Politikaları.” Güvenlik Bilimleri Dergisi, 4(2).

İçli, T. G. (2010). Suç Sosyolojisi. Ankara: Seçkin Yayıncılık.

Kamu Görevlileri Etik Kurulu. (2004). Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik. Resmî Gazete, 25785.

Polis Akademisi. (2018). Suç Önleme Stratejileri ve Kırık Camlar Teorisi Raporu. Ankara: Emniyet Genel Müdürlüğü Yayınları.

Yavuz, Ş. (2020). “Kırık Camlar Teorisinin Türkiye’de Uygulanabilirliği Üzerine Bir Değerlendirme.” Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 75(3).

Yorum KURALLARI: Hakaret içerici ve kanuni olarak suç teşkil edecek paylaşımlarda bulunmak yasaktır. Sorumluluk tamamen siz ziyaretçilere aittir.

Daha yeni Daha eski

Reklam1

Reklam2

نموذج الاتصال