Turizm sektörü açısından dünyanın en önemli destinasyonları arasında yer alan Türkiye, dördüncü sıradaki konumuna rağmen gözünü İran'daki savaşın olası etkilerine çevirmiş durumda. İran’a yakın bölgelerde tüm rezervasyonlar ve turlar iptal edilirken, bu krizin uzaması durumunda Ege ve Akdeniz kıyılarındaki turizm faaliyetlerinin de risk altına girebileceği öngörülüyor.
İran'daki savaşı yakından izleyen sektör temsilcileri, bölgeye olan yakınlık nedeniyle doğrudan etkilenmekten endişe duyuyor. İran sınırındaki kentlerde iptallerin ciddi boyutlara ulaştığı belirtilirken, Ege ve Akdeniz bölgeleri şimdilik daha az etkilenmiş durumda. Ancak savaşın uzun vadeli sonuçlarının yaz sezonuna damga vurabileceğine dair uyarılar var. Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden gelen turist sayısının azalacağını düşünen turizmciler, Avrupa ve Rusya'dan daha fazla turist çekme umudunu koruyor.
Türkiye, İranlı turistler için önemli bir destinasyon
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre İran, Türkiye'ye en çok turist gönderen beşinci ülke konumunda bulunuyor. 2025 yılında Türkiye’ye gelen toplam 8 milyon Ortadoğu ve Körfez turisti içinde 3,3 milyonunun İran’dan geldiği kaydedildi. Ancak savaşın başlaması, sınıra yakın bölgelerde turizmi ve esnafın beklentilerini ciddi şekilde sekteye uğrattı.
Nevruz dönemi turlar durdu
İranlı turistler özellikle Nevruz Bayramı kapsamında Van, Ağrı, Kars ve Şırnak gibi sınıra yakın bölgelere yoğun ilgi gösteriyor. Bu dönemlerde tatil, alışveriş ve akraba ziyareti için Türkiye’ye gelenlerin sayısı bir milyonu aşıyor. Ancak bu yıl ABD ve İsrail'in İran’a yönelik askeri operasyonlarını başlatmasıyla birlikte, Mart ayındaki tüm rezervasyonlar neredeyse tamamen iptal edildi. Ayrıca İran ile Türkiye arasındaki uçuşların askıya alınması ve Kapıköy Sınır Kapısı'ndaki geçiş kısıtlamaları nedeniyle sınıra yakın kentlerin ekonomisi derin bir krizle karşı karşıya.
Van merkezli Ayanis Tur’un Satış ve Pazarlama Müdürü Onur Tunçdemir, savaşın turizme yıkıcı etkilerini vurguluyor. Tunçdemir, savaş öncesinde başlayan rezervasyon iptallerinin çatışmalarla birlikte zirveye ulaştığını belirterek, bu yıl Nevruz ve Ramazan bayramlarının aynı döneme denk gelmesine rağmen tüm işlerin neredeyse durduğunu ifade ediyor.
Savaş uzarsa zarar büyüyecek
Tunçdemir, gerek İran gerekse Kuzey Irak’a yönelik düzenledikleri tur programlarının yüzde 100 oranında iptal edildiğini dile getiriyor. Eğer savaş daha uzun sürerse sınır kentlerindeki esnafın ve turizm sektörünün daha da büyük kayıplar yaşayacağı endişesi hakim. Onur Tunçdemir, Türkiye ile İran arasındaki yıl boyunca düzenlenen turlardan artık ümitlerini kestiklerini belirterek, "Şu an tur yapma ihtimalimiz yüzde 1 bile değil" ifadelerini kullandı.
Turizmde yükselme ivmesi risk altında
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün 2025 tarihli raporuna göre Türkiye, 2024 yılında dünyanın en çok turist çeken ülkeleri sıralamasında Fransa, İspanya ve ABD'nin ardından dördüncü sıraya yükseldi. Türkiye aynı yıl 56,7 milyon yabancı ziyaretçi ağırlayarak bu alanda İtalya’yı geride bıraktı ve 2025 yılında toplam 64 milyon turist sayısına ulaştı.
Hedeflenen büyüme rakamları Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da doğrulanıyor. 2017 yılında turist sayısı bakımından 8. sırada yer alan Türkiye’nin şu an gelir sıralamasında dünya yedincisi konumuna ulaşmış olması sektör için önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor. Ancak İran’daki savaşın süresine bağlı olarak sektörün bu hedeflere ulaşmasının ne derece mümkün olacağı büyük bir bilinmezlik olarak karşımıza çıkıyor. Turizmciler için 2026 hedefi olan 68 milyar dolarlık gelir ve 65 milyon turist sayısına ulaşıp ulaşamayacaklarını zaman gösterecek.
Şu an Akdeniz için ciddi bir iptal dalgası yaşanmadığı belirtiliyor. DW Türkçe’ye açıklamalarda bulunan Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Kavaloğlu, İstanbul, Antalya ve Bodrum gibi Türkiye’nin en çok turist çeken bölgelerinde İran savaşı nedeniyle bir tehdit olmadığını vurguladı.
Buna rağmen, savaşın etkisiyle turizm rezervasyonlarında bir yavaşlama gördüklerini dile getiren Kavaloğlu, "Ancak şu an için yoğun bir iptal durumu yok. Zaten bu yıl Antalya'da 17 milyon turist hedefliyoruz. Ortadoğu ve Körfez’den gelen turist sayısı diğer bölgeler kadar yoğun değil. En güçlü olduğumuz pazarlar Rusya, Almanya, İngiltere ve Polonya" ifadelerini kullandı.
İngiltere rezervasyonlarında bir miktar düşüş olsa da özellikle Almanya ve Rusya’dan gelen rezervasyonların hedeflere paralel ilerlediğini aktaran Kavaloğlu, geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanı ile yapılan bir toplantıda konunun değerlendirildiğini belirtti. Şu an için yıl sonu hedeflerinde revizyona gerek duymadıklarını ifade ederek, "Hem insani hem de ekonomik nedenlerle savaşın uzun süreceğini düşünmüyoruz" dedi.
Uluslararası ekonomi danışmanlık firması Oxford Economics’in hazırladığı analize göre ise İran savaşının turizme etkileri ciddi boyutlara ulaşabilir. Rapora göre, 2026 yılında Ortadoğu’ya yönelik turist akışında yüzde 11 ila yüzde 27 arasında bir azalmanın yaşanması bekleniyor. Bu durumun, küresel ölçekte 23 ila 38 milyon turist kaybına ve 34 ila 56 milyar dolarlık gelir kaybına yol açabileceği belirtiliyor.
Oxford Economics, turizm sektöründe en büyük kaybı Körfez ülkelerinin yaşayacağını öngörüyor. Ortadoğu ve Körfez bölgesi, küresel uluslararası transit trafiğinin yaklaşık yüzde 14'ünü karşılayan havaalanlarına ev sahipliği yaptığı için, turizmdeki gerilemenin yalnızca bu bölgede değil, dünya genelinde de zincirleme etkiler yaratması bekleniyor.
Türkiye'ye etkisi sınırlı ama gözle görülür
Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İşler, savaşın ilk günlerinde bölge ülkelerindeki 20 binden fazla uçuşun iptal edildiğini veya alternatif rotalara yönlendirildiğini belirtiyor. Bu durumun Ortadoğu'nun küresel transit ağındaki kritik rolü nedeniyle uluslararası turizm akışlarını doğrudan etkilediğini ifade eden İşler, Türkiye'nin bu gelişmelerden daha sınırlı ölçüde etkilendiğini ancak tamamen etkilenmeden geçirilemediğini vurguluyor.
İşler, Türkiye turizminin son yıllarda pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı, Azerbaycan-Ermenistan çatışması ve ekonomik dalgalanmalar gibi pek çok krizle mücadele ettiğine dikkat çekiyor. Bu durumun sektöre kriz yönetimi konusunda önemli bir deneyim kazandırdığını belirtiyor. Bununla birlikte İran ve bazı Ortadoğu pazarlarından Türkiye'ye gelen turist sayısında ciddi düşüşlerin yaşandığını dile getiriyor. Örneğin, 2015 yılında yaklaşık 3,28 milyon İranlı turistin ziyaret ettiği Türkiye’nin, günümüzde bu pazardan gelen turist akışının neredeyse durma noktasına geldiğini aktarıyor. Özellikle İstanbul ve şehir otellerine yapılan MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesi kaynaklı rezervasyonlarda kayda değer bir azalma gözlendiğini ekliyor.
Avrupalı turistte Türkiye potansiyeli
Öte yandan, global belirsizliklerin Avrupa pazarını Dubai ve diğer Körfez destinasyonlarından uzaklaştırarak Akdeniz havzasına yönlendirebileceğini söyleyen İşler, bunun Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin güçlü turizm altyapısı, zengin destinasyon çeşitliliği ve kriz yönetimi konusundaki birikiminin bu tür dönüm noktalarında avantaj sağladığını ifade ediyor.
Avrupa pazarındaki turistlerin rezervasyon eğilimlerinin giderek daha geç zamana kaydığına dikkati çeken İşler, önümüzdeki 4-6 haftalık sürecin 2026 yaz sezonunun seyrini belirlemede kritik bir eşik olduğunu söylüyor. Kısa vadede bazı pazar kayıpları yaşanabileceğini kabul ederken, bu durumu yönetmek için dikkatli bir strateji geliştirilmesinin gerekliliğini vurguluyor.
https://www.dw.com/tr/i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1-turizmde-ne-kadar-kay%C4%B1p-bekleniyor/a-76365416