Yarı iletken tedarikindeki kırılganlık, küresel ölçekli yapay zeka yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Tayvan'da yaşanabilecek siyasi ya da askeri gerilimler, yalnızca bu ülkeyi değil, tüm dünya ekonomisini tehdit ediyor. Özellikle Tayvan’ın küresel yarı iletken üretimindeki arz üstünlüğü, bu riskin boyutlarını daha da artırıyor.
Bir tarafta İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü enerji piyasalarını hassas hale getirirken, diğer tarafta uzmanlar, Tayvan’ın çip üretimindeki liderliği nedeniyle ortaya çıkabilecek bir krizinin küresel ekonomi üzerinde çok daha büyük yankılar uyandırabileceğini ifade ediyor. Dünya çapında üretilen ileri teknoloji yarı iletkenlerin %90’ından fazlası Tayvan’da üretiliyor ve bu çipler cep telefonlarından süper bilgisayarlara, yapay zeka modellerinden savunma teknolojilerine kadar pek çok alanda kritik rol oynuyor. Dolayısıyla Tayvan’da meydana gelebilecek potansiyel bir kesinti, hem teknoloji sektörünü hem de ekonominin genel dinamiklerini derinden sarsabilir.
Tayvan, 23 milyonluk nüfusu ve gelişmiş sanayi altyapısı ile teknoloji dünyasının kalbinde yer alıyor. Ancak coğrafi konumu ve jeopolitik konjonktürü, ülkeyi Çin ile ABD arasındaki güç mücadelesinin odağına yerleştiriyor. Çin’in Tayvan üzerindeki hak iddiaları ve askeri gücünü sürekli artırması, küresel çip tedarikinin geleceğine dair endişeleri pekiştiriyor.
Uzmanlar, Tayvan merkezli bir tedarik şokunun ABD’nin her geçen gün büyüyen yapay zeka yatırımları üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Böyle bir durum, büyük teknoloji şirketlerinin piyasa değerini düşürebilir ve hisse senedi piyasalarında ciddi dalgalanmalara neden olabilir. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Tayvan’daki olası bir kesintiyi "küresel ekonomi için en büyük tehdit" olarak tanımlayarak, bunun ekonomik çöküşe yol açabilecek bir potansiyel taşıdığını vurguluyor.
Japonya da benzer endişeleri paylaşıyor. Japon yetkililer, Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir askeri müdahalesinin yalnızca bölgesel değil, doğrudan Japonya’nın ulusal güvenliğine de tehdit oluşturabileceğini savunuyor. Bu tür bir gelişmenin küresel ölçekte bir çatışmayı tetikleyebileceği, ABD'nin de müdahalesinin gerilimi daha da artırabileceği öngörülüyor.
ABD, Tayvan’a olan bağımlılığı azaltmak adına önemli adımlar atmış durumda. 2022 yılında yürürlüğe giren CHIPS Yasası kapsamında yarı iletken üretimini artırmak için toplam 52 milyar dolarlık bir teşvik paketi sağlandı. Buna ek olarak, ABD genelinde 28 eyalette yüzün üzerinde proje başlatıldığı ve 500 milyar doları aşan yatırımlar gerçekleştirildiği belirtiliyor. Ancak yerli üretim kapasitesinin üç katına çıkarılması hedeflense de, teknoloji sektörünün büyük oyuncuları olan Apple, Nvidia ve AMD gibi şirketlerin hâlâ Tayvan üretimine büyük ölçüde bağımlı olduğu gerçeği değişmiyor. Ayrıca ABD’de üretilen çiplerin son paketleme işlemleri için bile Tayvan’a gönderiliyor olması, kırılganlığın devam ettiğini gösteriyor.
Tayvan kendi lider konumunu “silisyum kalkanı” olarak değerlendirerek, bu üstünlüğün Çin’i agresif adımlar atmaktan caydırabileceğini umuyor. Ancak uzmanlar bu yaklaşımın kesin bir güvence sağlamadığına ve Çin’in ne yapacağına dair belirsizliğin sürdüğüne dikkat çekiyor. ABD istihbaratı şu an için Tayvan’a yönelik bir işgal planının olmadığını söylese de uzun vadede Pekin'in birleşme hedeflerinden vazgeçmediği ortada.
Piyasalar açısından bakıldığında, Çin’in 2027’ye kadar Tayvan’a yönelik bir işgalde bulunma ihtimali %20 olarak değerlendiriliyor. Ancak bu tehdidin finansal piyasalardaki fiyatlamalara tam anlamıyla yansıtılmadığı ve bu durumun yatırımcılar açısından ciddi riskler doğurabileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak, yarı iletken arzı günümüzde petrol kadar stratejik bir öneme sahip hale gelmiş durumda. Tayvan merkezli bir şok, yapay zeka yatırımlarını durdurabilir, küresel büyümeyi yavaşlatabilir ve finansal piyasalarda sert dalgalanmalara yol açabilir. Bu nedenle, çip arzı önümüzdeki dönemde küresel ekonomi için en kritik risk başlıklarından biri olmaya devam edecek.