Gelecekte trilyonlarca insana ulaşarak galaksiye yayılmayı hayal eden insanlık, matematiksel bir engelle karşı karşıya. Kopernik İlkesi'ni temel alan uzmanlar, evrende ayrıcalıklı bir konumda olmadığımızı öne sürerek, aşırı nüfus artışının insanlığı kaçınılmaz bir sona hızla yaklaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
İnsanlığın dünya üzerindeki serüveninin ne kadar süreceği, tarih boyunca felsefecilerden bilim insanlarına kadar birçok düşünürün merakını cezbetmiş bir konu. Günümüzde bu soruya matematiksel bir yanıt arayan araştırmacılar, insanlığın sonunun ne zaman gelebileceğine dair tartışmalı bir istatistiksel formülü yeniden gündeme getirdi.
Bilim çevrelerinde "Kıyamet Argümanı" (Doomsday Argument) olarak bilinen bu iddia, bugüne kadar yaklaşık 117 milyar insanın yaşamış olduğu öngörüsünden yola çıkıyor ve geleceğe yönelik tedirgin edici tahminler içeriyor.
Kıyamet Argümanı, modern bilimin tanıdığı Kopernik İlkesi'ni temel alıyor. Bu ilke, insanların evrendeki konumunun özel ya da ayrıcalıklı olmadığını savunuyor. Uzmanlar, bu iddiayı açıklamak için pinpon topu örneğini kullanıyor: Hayal edin ki önünüzde iki kutu var; birinde 10, diğerinde ise 100 bin numaralandırılmış top bulunuyor. Gözünüz kapalı şekilde bir top çekip elinize 4 numara geldiğinde, bu topun küçük kutudan çekilmiş olma ihtimali matematiksel olarak çok daha yüksektir.
Bu prensip, insan nüfusunun geleceğine dair tahminlere de uyarlanıyor. Eğer insanlık gelecekte trilyonlarla ifade edilen sayılara ulaşacak olsaydı, bizim henüz bu sayıların sadece başında yaşıyor olmamız istatistiksel açıdan oldukça düşük bir olasılık olurdu. Dolayısıyla şu anda var olmamız, insanlık yolculuğunun sanıldığından çok daha yakın bir zaman diliminde sona erebileceğini işaret ediyor. Araştırmacılar, günümüz insanlığını evrimsel tarihte istisnai veya nadir bir yerde konumlandırmak yerine bunun tamamen rastlantısal bir dönem olduğunu varsayıyor. Bu ise, galaksiye yayılma ve sonsuza kadar yaşama gibi iyimser senaryolara ciddi bir şüphe getiriyor.
"17 Bin Yıllık Üst Sınır" ve Olası Yakın Tehlikeler
Modelin öngörülerine göre, bugüne kadar yaşamış olan 117 milyar kişi, insanlık tarihi boyunca var olacak toplam nüfusun en az yüzde 5’ini oluşturma ihtimaline sahip ve bu oran yüzde 95 olasılıkla hesaplanıyor. Maksimum toplam nüfusu belirlemek için bu oran 20 ile çarpıldığında ise Dünya’da yaşamış olabilecek toplam insan sayısı yaklaşık 2,34 trilyon kişiye ulaşıyor. Şu anki nüfus artışı göz önüne alındığında bu sınıra erişilmesi tahmini olarak 17 bin 100 yıl alabilir.
Bu modeli destekleyen bilim insanları, söz konusu zaman dilimini insanlık için istatistiksel bir "üst sınır" olarak görüyor. Bu sürede nükleer savaşlar, iklim krizi, ölümcül salgınlar ya da kozmik felaketler gibi faktörlerin insanlığın varlığını sona erdirme ihtimali yüzde 95'e ulaşıyor.
Ancak diğer bilimsel çalışmalar bu tür tehlikelerin çok daha erken gerçekleşebileceğini gösteriyor. Milano Üniversitesi'nde yapılan ve küresel çevresel krizleri simüle eden bir araştırma, Dünya nüfusunun 2064 yılı gibi yakın bir tarihte ani bir gerileyiş yaşayabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, sürdürülebilir yaşam kaynaklarının keskin bir düşüşle Dünya’nın yaklaşık 2 milyar kişilik bir nüfus taşıma kapasitesine inmesi halinde, insan nüfusunun yarıya kadar azaltabileceği uyarısında bulunuyor. Bu tahminlerin kesin birer kehanet olmadığının altını çizen bilim insanları, çevresel değişimlerin insanoğlu üzerindeki potansiyel yıkıcı etkilerini vurgulamak amacı taşıdıklarını belirtiyor.
Öte yandan bu karamsar bakış açısı herkes tarafından kabul görmüş değil.