CHP Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK), kritik Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesinde dokuz kişiyi ihraç talebiyle disipline sevk etmesi, partide yeni bir tartışma dalgası yarattı. Özgür Özel ve ekibi, bu gelişmeler üzerine Parti Meclisi'nden istifa etme kararı aldı.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin verdiği “mutlak butlan” kararı sonrasında CHP içinde yönetim tartışmaları gündemden düşmezken, gözler bu kez Parti Meclisi'ne çevrildi.
Son dakika haberine göre CHP'de Özgür Özel'in ekibinden 28 isim Parti Meclisi'nden istifa etti. CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu saatten sonra kurultayın toplanmaması suçtur. Partiyi kurultaya götürmek dışında hiçbir işlem yapamazlar, hiçbir harcama yapamazlar, karar alamazlar. Düşmüştür çünkü çok açık. Bir kez daha sesleniyoruz; Bu yanlıştan dönün" ifadelerini kullandı. Parti Sözcüsü Müslim Sarı da "İstifalara rağmen PM toplanacak' dedi.
CHP'deki gerilim sürerken Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu cephesinde peş peşe hamleler gelmeye devam ediyor. CHP'de “mutlak butlan” kararıyla göreve döndürülen Parti Meclisi’nin 57 üyesinden 28’i istifa etti.
Chp'de 27 Pm Üyesi İstifa Etti: Tüzük Gereği 45 Gün İçinde Kurultaya Gidilmesi Gerekiyor.
CHP Tüzüğü'nde Madde 24/3 şöyle: "Parti Meclisinde boşalan üyelikler, sırasıyla yedek üyelerle doldurulur. Parti Meclisine bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra, üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin (2/3) altına düştüğünde Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkan kırk beş (45) gün içinde kurultayı toplantıya çağırır." İSTİFA DİLEKÇELERİ GETİRİLDİ 278 Parti Meclisi üyesinin istifasına ilişkin dilekçeler, CHP Grup Amiri Mustafa Biçer tarafından CHP Genel Merkezi'ne teslim edildi.
CHP tüzüğüne göre Parti Meclisi, kurultaydan sonra partinin en önemli karar organı olarak görev yapıyor. Genel başkanın yanı sıra, kurultayda seçilen 60 üyeden oluşuyor. Parti politikalarının ve stratejilerinin belirlendiği bu kurul, gerekli koşullar sağlandığında olağanüstü kurultay kararı alabiliyor.
Tüzük hükümlerine göre olağanüstü kurultay toplanabilmesi için ya genel başkanın çağrıda bulunması, ya PM'nin salt çoğunluk ile karar alması ya da delegelerin beşte birinin imzasının bulunması gerekiyor. Ancak seçime yönelik bir kurultayın yapılabilmesi için delegelerin salt çoğunluğunun desteği şart koşuluyor.
Parti Meclisi içindeki dengelerin belirsizliği ise dikkat çekiyor. Mevcut durumda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Grup Başkanı Özgür Özel'in destekçilerinin sayısının yakın olduğu belirtiliyordu. Ancak MYK'nın, Kılıçdaroğlu'nun liderliğindeki ekip tarafından alınan son karar, bu dengeyi değiştirdi.
Disipline sevk edilen dokuz kişi arasında Parti Meclisi üyeleri Veli Ağbaba, Umut Akdoğan, Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Turan Taşkın Özer gibi isimler de bulunuyor. Özgür Özel'e yakınlığıyla bilinen bu isimlerin, Parti Meclisi toplantısında olağanüstü kurultay çağrısı yapmaları bekleniyordu. Ancak disiplin süreci nedeniyle bu isimlerin toplantıya katılamayacağı ortaya çıktı.
Bu gelişmenin ardından NTV Muhabiri Özgür Akbaş'ın aktardığı bilgilere göre Özgür Özel ve ekibi, sayısal durumu göz önünde bulundurarak Parti Meclisi'nden toplu istifa kararı aldı.
Söz konusu istifa kararının ardından partinin tüzüğünde yer alan 24. maddenin üçüncü fıkrası devreye girecek. Buna göre Parti Meclisi üye sayısı tam sayının üçte ikisinin altına (yani 40 kişinin altına) düşerse, parti 45 gün içinde kurultaya gitmek zorunda kalacak. Bu durum, hem Parti Meclisi'nin hem de buradan seçilen Merkez Yönetim Kurulu'nun işlevsiz hale gelmesine neden olacak.
KURULTAY MESAJI GELDİ AMA NASIL GERÇEKLEŞECEK?
İki gün önce yaşanan "kürsü krizi"nin ardından, parti içerisinde artan gerilimle birlikte şimdi de "kurultay" mesajları gündemde.
9 Haziran 2026 tarihinde saat 11.30'a kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısını kimin yöneteceği netleşmemişti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Grup Başkanı Özgür Özel, son dakikaya kadar karar almadıkları için süreç belirsizliğini korudu. Ancak gidişat, Mansur Yavaş'ın kritik "sağduyu" çağrısıyla yeni bir rota kazandı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş'ın, "Partimizin kurumsal kimliğinin korunması, örgütlerimizin ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi, Meclis çatısı altında ve kamuoyu önünde istenmeyen görüntülerin oluşmaması hepimizin ortak sorumluluğudur." ifadelerini içeren açıklaması, adeta ateşkesin fitilini ateşledi. Ardından, Kılıçdaroğlu bu mesajı alıntılayarak TBMM'ye gitmek yerine partisinin Genel Merkezi'nde bulunacağını duyurdu.
Konuşmasında arınma ve hesaplaşma kavramlarını öne çıkaran Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi toplantısına dikkat çekerek kurultay sürecine resmi anlamda start vereceklerini açıkladı. Şu sözleri ise tartışmanın seyrini doğrudan etkiledi:
"Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlerden hesap sormazsam namerdim. Bu dava, partimizin ahlaki üstünlüğüne indirilmiş bir darbedir. Kim bu işlere bulaştıysa, kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara veda edeceğiz. Benim koltuk derdim yok; ahlaklı ve erdemli bir kurultayı mutlaka yapacağız. Genel başkanımızı sizlerin temiz oylarıyla belirleyeceğiz. Kapalı kapılar arkasında pazarlıklar dönmeyecek, dolarla siyasi oyunlar oynanmayacak."
Bu açıklamalar, kamuoyunda yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi: "Kurultay nasıl olacak?" ve "Olağanüstü kurultay çağrısında mı bulunulacak?"
Özgür Özel cephesinden gelen yorumlar ise kurultay tartışmasını daha da alevlendirdi. Genel Başkan'ın "Parti Meclisi toplantısıyla süreci başlatıyoruz." söylemini değerlendiren Özel, dikkatleri kurultayın biçimine çekerek hukuki bağlamda farklı bir perspektif sundu. Grup Başkanı Meclis'teki konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"(…) Efendim 'tedbir kararları var, kurultay yapılmaz' diye iddia ediliyor. Ancak Türkiye'nin saygın hukukçuları bu konuda hemfikirler. Kamu hukuku uzmanları ve seçim hukukçuları açıkça belirtiyor: 'Sorun kurultayın yapılması değil; tam aksine yapılmaması.' Eğer 'Kurultay yapacağım' diyerek süreci bir buçuk yıl erteleyip seçime düzensizlikle girerseniz, umutla size tutunan tabanın hayallerini yıkar ve geri dönüşü olmayan bir kayba sebep olursunuz."
Bu arada, geçtiğimiz hafta olağanüstü kurultay talebine yönelik olarak delegeler arasında imza toplama çalışmaları başlamış, toplanan imza sayısının 900'ü geçtiği belirtilmişti. Kurultayın nasıl ve ne şekilde yapılacağı konusu önümüzdeki günlerde parti içerisindeki dinamiklerin yönünü net bir şekilde belirleyecek gibi görünüyor.
KILIÇDAROĞLU CEPHESİNDE SON DURUM
Kılıçdaroğlu tarafı, mahkemenin "mutlak butlan" kararı alırken aynı zamanda "tedbir" koyduğunu belirterek olağanüstü kurultayın yapılamayacağı görüşünde. Parti Meclisi'nden (PM) olağanüstü kurultay kararı çıksa bile bunun hayata geçirilmesinin mümkün olmayabileceği ifade ediliyor.
Kılıçdaroğlu'na yakın isimler, bunun yerine yerelde başlatılacak bir "olağan kurultay" sürecinin gündeme geleceğini dile getiriyor. Bu durumda süreç mahallelerden başlayacağı için takvim aylarca uzayabilir.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Müslim Sarı ise konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Kurultayın toplanmasına karşı değiliz. Kurultaysız bir yol haritası istemiyoruz. Partinin içinden geçtiği bu zorlu durumdan siyasi bir müdahaleyle çıkabileceğimizi hep söyledik. Bunun yolu da kurultaydır. Hala aynı noktadayız; PM’de yine kurultayı tartışacağız. Ancak bu süreçte, partide bir çeşit iki başlılığın oluştuğunu da artık görebiliyoruz."
TARTIŞMANIN TEMELİ NE?
Kılıçdaroğlu'nun ekibi, yargının verdiği "mutlak butlan" kararı kesinleşmeden olağanüstü kurultayın yapılamayacağını savunuyordu. Ayrıca, Özgür Özel'in kararı temyiz etmesi ve konunun Yargıtay'da incelenmesini hatırlatarak yargı süreci tamamlanmadan kurultay takviminin durması gerektiğini dile getiriyorlardı. Bu kapsamda, delege imzaları veya PM’den çıkan taleplerin de işleme konulamayacağı vurgulanıyordu.
Buna karşın Özgür Özel cephesi, sürecin hukuki bir dayanağı olduğuna işaret ederek Anayasa Mahkemesi'nin daha önce verdiği kararları hatırlatıyordu. Bu tarafta, hukukçuların "delege imzalarının toplanmasıyla birlikte kurultayın yapılmasının yasal bir zorunluluk olduğu" görüşünü dile getirdiği söyleniyordu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de konuya dair açıklamalarda bulunarak, Yargıtay’ın konuya ilişkin kararını bir an önce açıklaması gerektiğine vurgu yapmıştı.
YARGITAY'DAKİ DÖRT İHTİMAL
Özgür Özel’in temyiz başvurusunun Yargıtay’a ulaşmasının ardından dosya, 3. Hukuk Dairesi'nde görülecek. Ancak süreçle ilgili herhangi bir süre sınırlaması bulunmuyor. Adli tatilin başlayacak olması nedeniyle 20 Temmuz tarihi dikkat çekiyor; başvurunun bu tarihten önce mi görüşüleceği yoksa ağustos ayına mı sarkacağı henüz bilinmiyor.
Yargıtay'ın öncelikle dosyayı usul yönünden incelemesi bekleniyor. Mahkemenin "mutlak butlan" ve "görevden uzaklaştırma" kararının hukuki dayanağı ile kurultayın iptaline gerek olup olmadığı değerlendirilecek. Süreçten çıkabilecek kararlar ise dört senaryo halinde özetleniyor:
1) Eğer Yargıtay, istinaf mahkemesinin kararını hukuka uygun bulursa onaylar. Bu durumda "mutlak butlan" kararı ve Kılıçdaroğlu yönetiminin görevine dönmesi kesinleşir.
2) İstinaf kararında hukuki bir hata tespit edilirse dosya bozularak yeniden incelenmek üzere ilgili mahkemeye geri gönderilir.
3) Görevden uzaklaştırma kararı geçersiz görülse bile kurultayın iptaliyle ilgili değerlendirme geçerli sayılabilir.
4) Temyiz aşamasında görev ya da usule ilişkin eksiklikler bulunursa dosya esasa geçilmeden bozulabilir.
Mevcut durumda, hukuki belirsizliklerin ve farklı yorumların gölgesinde sürecin nasıl ilerleyeceği büyük merak konusu olmaya devam ediyor.