Daha fazla hava durumu tahmini: İstanbul da 15 günlük hava durumu

Adolf Hitler ve Büyük Alman İmparatorluğu

Adolf Hitler, 20 Nisan 1889'da Braunau am Inn'de doğmuş ve 30 Nisan 1945'te Berlin'de hayatını kaybetmiştir. Avusturya kökenli bir Alman politikacı olan Hitler, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin lideriydi ve 20. yüzyılın en güçlü diktatörlerinden biri olarak kabul edilir.

Hitler'in babası Alois Hitler 1837-1903 yılları arasında yaşamış ve gayri meşru bir çocuk olarak dünyaya gelmiştir. Alois'in hikayesi, kimliğini etkileyen karmaşık soy ilişkilerini içerir ve ""Hitler"" soyadı büyükbabası Johann Georg Hiedler'in ailesinden gelir. Yohann Georg'in evliliği, Alois’in soy ağacını oluşturmuş ancak Yahudi kökeni olduğu iddiaları tarihçiler tarafından desteklenmemektedir.

Çocukluk ve gençlik yıllarında, Adolf Hitler bir dizi okul değiştirmiştir. Baştan itibaren, öğrenmeye olan ilgisi oldukça dalgalıydı. İlkokulda başarılı bir öğrenciyken, sonrasında disiplin problemleri ve düşük akademik performans nedeniyle sıkça sınıf tekrarlamak zorunda kaldı. Linz'de başlayan ortaöğrenim döneminde ressam olma hayali, babasıyla çatışmasına yol açtı. O ise özellikle tarih derslerine olan ilgisiyle dikkat çekti ve daha sonra 'Kavgam' adlı kitabında bu hevesini dile getirdi.

Linz'e taşındıktan sonra, aile ve okul baskısı nedeniyle sürekli bir bocalama içerisinde olan Hitler, babasının tavsiyelerini dikkate alsa da kendi sanatçı olma hayalinden vazgeçmiyordu. Babasının önerdiği memuriyet hayatına yönelmekten ziyade, çizim ve resim yapma konusundaki yeteneğine odaklanmayı tercih etti.

Ancak bu idealleri peşinde giderken I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle askerlik yılları da farklı bir deneyim sundu. Savaştan sonra Almanya'nın içinde bulunduğu durum ve kendi yaşam koşulları, onu siyasete iten faktörlerden oldu. Hitler'in politikaya geçiş sürecinde, gençlik yıllarında kazandığı liderlik özellikleri etkili oldu.

Hitler'in hayatının son dönemine gelindiğinde, dünya tarihine derin etkiler bırakarak ömrünü tamamladı. 1945 yılında Berlin'de hayatına son verdiği kabul edilir.

Henüz on üç yaşındayken babası akciğer kanaması geçirdi ve sabah yürüyüşü sırasında, yakın komşusunun kollarında hayata gözlerini yumdu. O dönemde ciddi bir ciğer rahatsızlığı yaşayan genç, doktor tavsiyesiyle bir yıl okuldan uzak kaldı ve ardından maddi zorluklar sebebiyle eğitimine geri dönemedi. Annesine bakma sorumluluğu yüklenerek inşaatlarda işçi olarak çalışmaya başladı, bu sürede de çizim tutkusu devam etti.

Okuduğu kitaplardan edindiği etkilerle zamanla antisemitik düşünceler geliştirmeye başladı. Başlangıçta bu fikre karşı olsa da, Yahudilerin birbirlerini çeşitli alanlarda kayırdığına inandığında, onlara karşı sevimsiz hisler beslemeye başladı. Bu durumu ünlü eseri Kavgam'da şöyle açıklar: Bir tiyatro ya da müzik gösterisi abartılı bulunuyorsa, hemen Yahudi kaynaklı olduğunu fark ediyordum. Güzel Alman eserlerinin düşük puanlar alırken, Yahudi yapıtlarının yüksek puanlarla ödüllendirilmesi, antisemitist olma kararımı pekiştirdi.

Viyana'da zor zamanlar geçiren Hitler, annesi hastalandığında geçimini yetim aylığıyla sağlıyordu. Maddi sıkıntılar nedeniyle Viyana'ya taşınma kararı aldı. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne ressam olarak kabul edilmeyen Hitler, sanata olan ilgisini mimari alanda geliştirmesi önerildiği halde gerekli teknik bilgi ve lise diplomasından yoksundu. On dokuz yaşında annesini göğüs kanserine kaybedince, annesine duyduğu derin bağ nedeniyle büyük hüzün yaşadı.

1908'de tekrar başvurduğu akademi tarafından reddedilince umudunu kaybetti. Yetim maaşını kardeşi Paula'ya bırakarak, halasından kalan küçük mirası tükendiğinde, 1909'da evsizler yurduna yerleşti. Yaşamını turistik kartpostallardan manzara resimleri kopyalayıp satarak sürdürmeye çalıştı. 1910 yılında fakirlerin kaldığı bir eve taşındı.

Viyana’da, Doğu Avrupa’nın Ortodoks Yahudi topluluğuyla teması sonucu antisemitik düşünceler geliştirdi. Lanz von Liebenfels’in ırkçı ideolojileri ve antisemitizmi hakkındaki yazılarıyla beslenen bu düşünceleri, Karl Lueger ve Georg Ritter von Schönerer gibi dönemin politikacılarını izlemekle derinleşti.

Münih’e taşınmadan önce babasından kalan mal varlığını kullanarak Mayıs 1912'de Almanya’ya gitti. Mimarlık ve Houston Stewart Chamberlain'ın fikirlerine giderek daha fazla ilgi duymaya başladı. Yahudileri Aryan ırkının düşmanı olarak görüp, Avusturya’daki krizin de sorumlusu ilan etti. Antisemitizmini Marksizm karşıtlığı ile birleştirerek sosyalizmi ve Bolşevizm'in önde gelen Yahudi liderlerini hedef aldı.

Avusturya-Macaristan Parlamentosu’nu uzun süre inceledikten sonra demokratik sistemlerin kusurları üzerine görüşler geliştirdi, bu da politik duruşunu biçimlendirdi. Münih’e gitmesi, kısa süreliğine Avusturya'daki askerlik görevinden kurtulmasını sağladı. Ancak daha sonra askerlik için elverişsiz bulunarak serbest bırakıldı. Almanya'nın I. Dünya Savaşı’na katıldığı Ağustos 1914'te Bavyera ordusunda gönüllü olarak savaşmak için talepte bulundu, bu isteği kabul edilince de orduya katıldı.


Hitler, Batı Cephesi'nde Albay Julius List komutasındaki 16. Bavyera Yedek Piyade Alayı'nda görev aldı. Birinci Ypres, Somme, Arras ve Passchendaele muharebelerine katıldı. Fransa ve Belçika’da, haberci olarak aktif hizmette bulunduğu dönemde, düşman ateşine maruz kalan Hitler, yanındaki askerlerin aksine zorlu koşullar veya yemekler hakkında asla şikayet etmedi. Daha çok sanat veya tarih üzerine konuşmayı tercih eder, şiirler yazardı ve ordu gazetesi için karikatürler çizerdi. Gösterdiği sürat ve başarı sayesinde Aralık 1914’te II. Sınıf Demir Haç, 4 Ağustos 1918’de ise I. Sınıf Demir Haç ile ödüllendirildi. Bu onur, o dönem onbaşı statüsündeki askerler arasında nadirdir. İronik olarak, bu madalyaya onu aday gösteren subay, Yahudi olan Teğmen Hugo Gutmann'dı. 18 Mayıs 1918'de Siyah Yara Rozeti aldı.

Alayı terk etmek istememesine rağmen, ‘liderlik yeteneklerinin yetersiz görülmesi’ nedeniyle rütbesi yükseltilmedi. Bazı kaynaklar, bunun aslında Alman vatandaşı olmamasından kaynaklandığını öne sürer. Sanat çalışmalarını sürdürmesi için fırsatlar sunan tehlikeli görevine rağmen, Ekim 1916’da kuzey Fransa’da bacağından yaralandı ve Mart 1917’de ön saflara döndü.

15 Ekim 1918’de savaşın sonlarına doğru, zehirli gaz saldırısı sonucu geçici körlük yaşadı ve bir askeri hastaneye kaldırıldı. Bazı psikologlar, bu körlüğün bir histeri krizinden kaynaklandığını belirtir. Hitler, Almanya'yı kurtarmayı hayatının amacı olarak görmeye başlamıştı.

Uzun süre Almanya’ya hayran olan Hitler, vatandaş olmamasına rağmen savaş sırasında tutkulu bir vatansevere dönüştü. Kasım 1918’de Almanya’nın teslim olması onu derinden sarstı. Birçok milliyetçi gibi, savaşın masada kaybedildiğine inanıyordu; suçlu gördüğü politikacılar daha sonra ‘Kasım Hainleri’ olarak anıldı.

Tanıklara göre Hitler, subaylara itaatkardı ve hiç yakınmadı. Yemeklerden ya da askerlerin kötü muamelelerinden şikayet etmezdi. Sigara veya içki içmezdi ve arkadaşlarından ya da ailesinden bahsetmezdi. Genellikle sığınakta saatlerce kitap okuyarak ya da resim yaparak vakit geçirirdi.

Viyana’da komşusu Dietrich Eckart aracılığıyla 1914’te Adolf Josef Lanz ile tanıştı ve aynı yıl List Cemiyeti’ne katıldı. Hitler’in okült kitapları arasında Guido von List’in "Deutsch-Mythologische Landschaftsbilder" eseri de bulunur ve kitabın ithaf kısmında ona atıfta bulunulur. Guido von List’in Armanen terimini oluşturması ve bu terimi sadece cemiyet üyelerine ithaf etmesi, Hitler’in cemiyete üye olduğuna işaret eder.

I. Dünya Savaşı’ndan iki yıl sonra, 31 Mart 1920’de orduyla ilişkisi kesilip sivil hayata geçti. Tarihçiler Alan Bullock ve Ian Kershaw tarafından belgelendiği gibi, o gün Münih’te Thierschstrasse'deki bir odaya taşındı. Yanında Thule Cemiyeti kurucusu Baron Sebottendorf’un sahibi olduğu ve daha sonra Hitler’e devredeceği Völkischer Beobachter gazetesinin ofisi bulunuyordu. Hitler burada Sebottendorf ile tanıştıktan sonra Alman İşçi Partisi’ne ve ardından Thule Cemiyeti’ne katıldı.

Alman İşçi Partisine Katılım ve Sonrası

1919 yılında Alman İşçi Partisi'ne (Deutsche Arbeiterpartei; DAP) katılmasıyla başlayan politik kariyeri, partinin 1920 yılında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'ne (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei; NSDAP) dönüşmesiyle sürdü ve 1921'de parti liderliğine yükseldi. Hitler'in Şansölye olması önündeki en büyük engel, 1925'ten 1932'ye kadar vatansız bir konumda bulunmasıydı. Bu sorunu çözmek için, dönemin İçişleri Bakanı Dietrich Klagges'in Thule Cemiyeti üyesi olarak Berlin’deki Brunswick temsilciliğine atanması sağlandı ve böylece devlet memuru statüsüne geçti, ardından Alman vatandaşlığı elde etti. 1933'te yeni koalisyon hükûmetinin başına geçti ve Şansölye (Reichskanzler) oldu. 1934 yılında Cumhurbaşkanı (Reichspräsident) makamını devralarak Führer (Lider) unvanıyla bir devlet başkanlığı yarattı; devlet ve hükûmet başkanlıklarını birleştirerek Führer und Reichskanzler unvanını kullandı. 30 Nisan 1945’te intihar etmesiyle diktatörlüğü sona erdi. 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırarak Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nı başlattı. Savaş boyunca askeri operasyonlarla yakından ilgilendi ve Holokost'un merkezinde yer aldı.

I. Dünya Savaşı sonrası Almanya'da yaşanan Büyük Buhran’dan yararlanan Hitler, propaganda ve etkili konuşmalarıyla alt ve orta sınıfın ekonomik taleplerine hitap etti; aynı zamanda milliyetçilik, yeniden tanımlanmış sosyalizm, antisemitizm ve anti-komünizm unsurlarını sundu. Ekonomiyi canlandırma, ordunun yeniden silahlandırılmasıyla totaliter ve faşist bir rejim kurdu; Almanya’yı güçlendirdikten sonra agresif bir dış politikaya yönelip Alman "yaşam alanını" (Lebensraum) genişletmek için Polonya’ya saldırdı. Yıldırım savaşı (Blitzkrieg) taktikleri ve Mihver Devletleri ittifakıyla Avrupa'nın büyük kısmını, Asya’nın ve Afrika'nın bazı bölgelerini işgal etti.

Hitler'in Öldüğü Gün

ABD’nin Müttefikler tarafında savaşa katılması ve Kızıl Ordu’nun ilerleyişi ile Alman ordusu geri çekilmeye başladı. Sovyet güçlerinin 23 Nisan 1945’te Berlin’e girmesiyle Almanya'nın sonu kesinleşti. Hitler, işgal altındaki Berlin'de eşi Eva Hitler (Eva Braun) ile 30 Nisan 1945’te bir yer altı sığınağında (Führerbunker) intihar etti. Vasiyeti üzerine cesedi takipçileri tarafından yakıldı. Alfred Jodl’ın imzaladığı teslim belgesiyle, yürürlüğe girmesi sonucunda 7 Mayıs 1945'te Büyük Alman İmparatorluğu son buldu.

Hitler’in çatışmacı dış politikaları, II. Dünya Savaşı’nın Avrupa'da başlamasında başlıca sebep olarak kabul edilmektedir. Onun Yahudi karşıtı politikaları ve ırkçı ideolojisi, aşağı ırk olarak gördüğü en az 5,5 milyon insanın ölümüne sebep oldu...

Yorum KURALLARI: Hakaret içerici ve kanuni olarak suç teşkil edecek paylaşımlarda bulunmak yasaktır. Sorumluluk tamamen siz ziyaretçilere aittir.

Daha yeni Daha eski

Reklam1

Reklam2

نموذج الاتصال