KüçükKöken ve Göç
Fettahoğulları, kökeni Orta Asya'ya dayanan ve tarihsel süreçte göç ederek Anadolu'ya ulaşan bir aşirettir. Türkmen aşiretler ile birlikte hareket etmiş, önce Küfe şehrine yerleşerek İslamiyet'i kabul etmişlerdir.
Osmanlı Dönemi
Anadolu topraklarına yerleşen Fettahoğulları, Bedirhan Mirleri ile yaşanan anlaşmazlıklar sonucunda Osmanlı Devleti tarafından iskana tabi tutulmuşlardır. Bu süreçte aşiretin bir kısmı Urfa ve Siverek bölgelerine, diğer bir kısmı ise Trabzon'a göç ettirilmiştir. Özellikle Trabzon'a yerleştirilen gruplar, bölgenin Türkleştirilmesinde önemli bir rol üstlenmiştir.
Modern Dönem
Fettahoğulları, sonrasında büyük kafilelerle Maraş yöresine göç etmiştir. 20. yüzyıla gelindiğinde, kökenlerine yönelik araştırmalar yaparak yeniden birleşme ve toparlanma sürecine girmişlerdir. Günümüzde ise oluşturdukları dernekler ve sosyal kurumlar aracılığıyla varlıklarını sürdürmektedirler.
Genel Perspektif
Anadolu'ya göç eden toplumsal yapıların karakteristik özelliklerini taşıyan Fettahoğulları aşireti, tarih boyunca hem kendi içindeki dayanışma hem de yerleştirildikleri bölgelerde kültürel ve toplumsal katkıları ile dikkat çekmiştir. Sosyal düzenin farklı görev tanımlarıyla işlerliğine katkı sağlayan bu tür yapılar, Türk toplum yapısının dinamik unsurlarından biri olagelmiştir. Göçlerin tetiklediği demografik değişimlerle Fettahoğulları da zamanla hem güçlenmiş hem de farklı bölgelerde yeni rollere sahip olarak etkisini hissettirmiştir.
Aşiretin Orta Asya'dan başlayan macerası, kendilerini yeni coğrafyalara adapte ederek toplumsal bir varlık olarak yaşamaya devam etmelerini sağlamıştır. Güncel çalışmalar ve kurdukları çeşitli organizasyonlarla Fettahoğulları, kökenlerini unutmadan miraslarını geleceğe taşımaktadır.
Fettahoğulları aşiretinin tam olarak kaç kişiden oluştuğu bilinmemektedir. Ancak, bazı kaynaklara göre bu aşiret, iki milyona yakın bir nüfusa sahiptir ve 117 soyadı taşımaktadır. 4
Aşiretin üyeleri, Adana'dan Rize'ye kadar Anadolu'nun çeşitli bölgelerine yayılmıştır.
1948 yılında Osmaniye’de doğdu. Yörede Fettahoğulları* olarak bilinen geniş bir Türkmen ailesine mensuptur.
Dr. BAHÇELİ, yine 1970′li yıllarda Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği’nin (ÜMİD-BİR) kurucularından, Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği’nin (ÜNAY) kurucularından ve Genel Başkanlarındandır.
Dr. BAHÇELİ yine bu süre içerisinde Türk-İslam âlemi, Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Türk Tarihi ve Dış Politika konularıyla ilgilenmiş ve bu alanlarda çalışmalar yapmıştır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra cezaevlerine doldurulan MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri ile mensuplarının haklı davalarının her platformda savunulmasında takdirle karşılanan çalışmalarda bulunmuştur.
Ülkücü kadroların yetişmesinde önemli görevler de üstlenen Dr. BAHÇELİ, Alparslan TÜRKEŞ tarafından göreve çağırılması üzerine 17 Nisan 1987 tarihinde üniversitesindeki öğretim üyeliği görevinden istifa etmiş, 19 Nisan 1987 tarihinde yapılan MÇP Büyük Kurultay’ında parti yönetimine seçilmiş ve Genel Sekreterlik görevine getirilmiştir.
MÇP ve MHP’nin yönetim kadrolarındaki görevi, günümüze kadar kesintisiz olarak sürmüştür. Çeşitli zamanlarda Genel Sekreterlik, Genel Başkan Yardımcılığı, Merkez Yürütme Kurulu Üyeliği, Merkez Karar Kurulu Üyeliği, Genel Başkan Baş-Danışmanlığı görevlerinde bulunan Dr. Devlet BAHÇELİ, 6 Temmuz 1997 tarihli 5. Olağanüstü Kongre sonrasında MHP Genel Başkanı görevini üstlenmiştir. Bu kısım ALINTIDIR
Fettahoğulları beyliğinin 592 yıllık tarihi genellikle hikâye yoluyla, babadan oğula anlatılarak günümüze kadar gelmiş.
Adana Düziçi (Haruniye), Bahçe, Osmaniye, Hasanbeyli, Trabzon Vakfıkebir ile Bayburt'un Yazyurdu köyünde Fettahoğulları ile alakalı tarihi izlere rastlanır. Osmanlı arşivlerinde Fettahoğlu Beyliği ile ilgili dokümanlar olduğu bilinmekte. Osmanlı arşiv kaynaklı Maras tapu-tahrir defterleri, fermanlar, hüccet i irade, sancak, beylik beratları, tapu nüfus kayıtları, silsilename belgeleriyle Osmaniye vilayeti Bahçe, Hasanbeyli, Düzici(Haruniye), Maraş Helete yörelerinde yaşayan Fettahogulları ailesinin 600 yıla kadar olan bu bölgedeki tarihini incelemek mümkün.
Türk kaynakları bir yana yabancı kaynaklı eserlerde de ailenin izlerine rastlamak mümkün. Mesela Fransız kaynaklarındaki Türk Beyliklerini anlatan eserde anlatılan bilgilere göre ailenin kökleri Oğuz boyuna dayanıyor. Aynı kaynaklara göre 1337 yılında Maraş Elbistan dolaylarında bir beylik kurmuşlar. Elbistan' dan sonra Maraş başkentleri olmuş. Kuruluşundan itibaren 62 yıl Mısır, Suriye, Memluk İmparatorluğu'na, 117 yıl da Osmanlı'ya bağlı kalmışlar. Fatih'in Trabzon'u alması ile Fettahoğulları'nın ataları buralara yerleştirilmiş. Türk beylikleri olan Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları ile komşu olmuş, Osmanlı İmparatorluğu'na kız vererek akrabalık kurmuşlar. Ailenin şeceresi IS36'ya kadar kayıtlı. Kaynak olarak belirtilen bilgiler arasında tam bağlantı sağlanamamış. Bu durum zaten araştırmayı yapanlar tarafından, "Tarihler ile anlatılan bazı olayların yakıştırıldığı veya tercüme eden tarafından bağlantı kurulamadığı" notu düşülerek açıklanmış.
20 bin hanenin üzerinde bulunduğu tahmin edilen Fettahoğulları, Adana, Düziçi /Osmaniye, Bahçe, Bayburt, Trabzon, Rize, Malatya, Diyarbakır, Urfa, Van Gaziantep, Kahramanmaraş, Hatay, Mersin, Antalya, Konya, Kocaeli, Amasya, Ordu ve İstanbul'da yaşıyorlar. Ailenin en kalabalık olduğu yer Adana - Osmaniye. Adana'da 6 bin hane Fettahoğlu kimliğini taşıyor. Onu bin 5OO hane ile Trabzon izliyor. Fettahoğulları sülalesinin 44 ile dağıldığını görmekteyiz. Bunun dışında Bat Trakya Türkleri içerisinde olanları da unutmamak lazım (Fettahli Rauf Bey, gibi isimler Bati Trakya Türkleri içerisinde unutulmayan isimlerden)
Geçmişten günümüze kadar Türk tarihinde önemli yere sahip olan Fettahoğulları’nın ibret verici hayat hikâyeleri var. Baskınlar, göçler, isyanlar, idamlar serüvenindeki Fettahoğulları.
Fettahoğulları Aşina soyundan.
Fettahoğulları’nın geçmişleri hakkında çok bilgi bulunuyor. Ailenin Göktürk Devleti’ni kuran Aşina (Kurt) ailesinden geldiği ortaya çıkıyor. Fettahoğulları ailesinden Memiş Ağa isimli bir araştırmacı 1834 yılında yazmış olduğu silsilenamesinde şöyle diyor: “Geçmiş ecdadımız Kûfe şehrinden göç etmişlerdir. Asılları Göktürk aşiretindendir.”
Göktürk Devleti’ni kuran Aşina (Kurt) ailesi M.S 552-750 arasinda OrtaAsyada yasamıs olup, 750 yılında Uygurların öncülük yaptığı diğer Türk kabilelerinin saldırıları sonucu Orta Asya’yı Türkmenlerle birlikte terk ederek Irak’ın Kûfe şehrine gelip yerleşiyorlar. Burada İslamiyet’i kabul eden Aşina ailesi Abdülfettahoğulları adını alıyor. Aile beylerinin ilk isimleri İslamiyet ve Kûfe şehrinin etkisiyle Hasan olarak değişir.
Fettahoğulları ailesi ile ilgili olarak araştırmalar yapan ve ilginç bulgulara ulaşan araştırmacı–tarihçi Cezmi Yurtsever de ailenin soyunun Göktürk hanedanından geldiğinin kesin olduğunun altını çiziyor. Yurtsever: “Göktürk Devleti’ni kuran Aşina ailesi M.S 750 yılında baskınlar sonucunda Orta Asya’yı terk ederler. Buradan Kûfe’ye gelip İslamiyet’i kabul etmişler ve isimleri Abdülfettahoğulları olarak değişmiştir. Daha sonra aile buradan Van üzerinden Anadolu'ya gelip yerleşir. Anadolu’dan da değişik yerlere dağılırlar. Trabzon’a yerleşen Hacıfettahoğlu’nun soyundan gelenlere Kurt İbrahim Ağa denilmektedir. Ailenin “Kurt” unvanı taşıması 14. yüzyılda Osmanlı’nın Trabzon’u alması ve o yöreye yerleşen Fettahlıların taşıdığı soy şöhretidir. Yine 14. ve 15. yüzyıllarda Adana ile Maraş arasında stratejik önemi olan Gavurdağı vadilerine arasında bulunan yöreye yerleşen Fettahlı beylerinin özellikle Bahçe de bulunan mezar taşları üzerlerindeki süslemeler in Orhun Anıtlarındakine benzerliği dikkat çekicidir. Osmanlı Devleti adına Adana valisinin hazırladığı Çukurova’nın güvenliğini esas alan fermana imza atan aşiret beyleri arsında Gâvur Dağı Ayanı Fettah Bey in de adı geçer. ( 1828 yılı Osmanlı Arşivi Hattı Humayun Serisinden ) .
Aileye ayanlık unvanı
Kûfe’ye yerleşen Abdülfettahoğulları daha sonra Anadoluya göç edip, Van’a yerleşirler. Göç ile birlikte isimleri de Fettahoğulları olarak değişir. Van’a yerleşen aile burada güçlü beylerin baskılarına dayanamayarak Anadolu’nun dört bir yanına dağılır. Aileden kalabalık bir kol Trabzon tarafına gidip Of ve Vakfıkebir yöresine yerleşir. Diğer bir grup ise Maraş’a gelir. Burada Dulkadiroğulları’nın yanındaki Helete bölgesine yerleşirler. Maraş’ın Osmanlıya bağlanmasından sonra Helete’deki aileden kopan bir parça Adana–Maraş–Halep kervan yolunun kavşağındaki Bahçe’ye yerleşir. Van’dan ayrılan Fettahoğulları’ndan üçüncü grup ise Siverek, Mardin ve Diyarbakır yöresine yerleşir.
Anadolu'ya yayılan Fettahoğulları Osmanlı’nın hâkimiyeti ile birlikte birtakım görevlere getirilirler. Gülekboğazı'ndan Halep’e doğru uzanan kervan yolunun Gavurdağları vadilerindeki güvenliğinin sağlanması görevi Fettahoğulları’na verilir. Bu tarihte Fettahoğulları beylerinin resmi sıfatı “Gavurdağı Ayanlığı”dır ve 1700 – 1865 yılları arasında bölgenin yönetimini ellerinde bulunduran Fettahlı beyleri ayanlik statusünde yarı bağımsız hükümet durumundadırlar.
Fettahoğulları “ayanlık” yaptıkları dönem boyunca, bölge asayiş bakımından büyük bir başıboşluğun içindedir. 19. yüzyıl başlarında Anadolu’nun genelinde olduğu gibi Çukurova ve özellikle Gavurdağları’nda asayiş bozulmuş, ferdi hareketler baş göstermiştir. Türkmen beyleri ve aşiretlerin vergi yükü altında ezilmesi beraberinde isyanları getirmiştir. Osmanlı yönetimi hac ve tüccar kervanlarının Adana’dan ötede “Halep Yolu” olarak tanımlanan güzargahın Misis–Payas yöresinde güvenliği sağlayamıyordu. Gavurdağları ve Payas yöresi derebeyi Küçükalioğlu Halil, emrindeki yüzlerce eşkıya ile yolları basıyor, kervanları soyuyordu. İskenderun sahillerinde güvenlik tehlikeye girmişti. Padişah’ın hac kervanı da Payas’ta soyulmuştu.
İstanbul’dan Adana’ya ulaşan Sürre-i Hümayun Kervanının -sahillerinde gemi ve kayıklarla- Suriye sahillerine taşınmasına karar verilmişti. Hatta bir ara Küçükalioğlu Halil’e “devlete yardımcı olur düşüncesiyle” Özerili (Payas) Mirimiranlığı görevi bile verilmişti. Ancak Halil yine baskınlarına devam ediyordu. Bu durum böyle devam ederken, bir müddet sonra Halil’in yerine geçen Mıstık’ın üzerine askeri harekât düzenlenir. Mıstık ise Fettahoğulları korumasındaki Gâvurdağları’na sığınır. Maraş Valisi, Bayazıtlılardan olan Kalender Paşa’dan olaydan sorumlu tuttuğu Ağca Bey’i yakalayıp cezalandırmasını ister. Kalender Paşa Ağca Bey’in suçsuz olduğu gerekçesiyle operasyonu yavaşlatır. Bunun üzerine Kalender Paşa görevinden alınıp Girit’e sürülür. Ağca Bey de geçici olarak affedilir.
1854 yılında Gâvurdağları eteğinde Maraş’a doğru giden Adana valilik kervanı saldırıya uğrar. Saldırıda 40’a yakın asker ölür. Olayın geçtiği yer “Kanlı geçit” adıyla anılır o gün bu gündür. Saldırıyı yapanlar Gâvurdağları eşkıyaları olmasına ve kervanın Fettahlıları ziyarete gitmekte olmasına rağmen kabak yine Fettahoğullarının başına patlar. Fettahlı beylerine husumet besleyen Gâvurdağlı kaypak ağaların şikâyeti, eksik soruşturma ve iftira sonucu yörenin güvenliğini sağlayamadıkları için Fettahoğullarının cezalandırılmasına karar verilir. İstanbul’dan yola çıkan infaz taburu Adana ve Maraş valilik askerleriyle Gâvurdağları’na gelir. Fettahlı Ağca Bey’in oğulları Ahmet ve Mehmet Beyler teslim alınır. Mehmet ve Ahmet beylerin idamı Bahçe’de babalarının yapmış olduğu caminin önündeki çınar ağacında infaz edilir. Fettahlı ailesi olaydan dolayı derin üzüntü içine girmiştir. Acı olayın ardından mutluluk verecek bir olay gerçekleşir; Fettahlı Mehmet’in eşi bir erkek çocuğu dünyaya getirir. Dünyaya gelen çocuğa dedesinin ismi olan Ağca Bey adı verilir.
Fettahoğulları bu korkunç maziyi hiçbir zaman hatırlamak istemiyorlar. Bazı aile üyelerinden başka kimsenin bilmediği ve bilmesini istemedikleri bu acı olayı gün yüzüne çıkaran Tarihçi Cezmi Yurtsever bu sessizliği şöyle anlatıyor:
“Aile bu acı olaydan dolayı çok üzülüyor. Bu olayı aile içinde ileri gelenler biliyor. Ama içlerinde hep bir acı vardır. Çünkü Fettahoğulları dedelerinin idamından çok etkilenmişler. Aslında bu tarih Fettahoğulları için bir milat teşkil ediyor. Çünkü bundan sonra aile dağılır ve büyük bir suskunluk dönemine geçilir. Ben de bir kaç yıl önce aldığım bir bilgi sonucu buraya gittim ve mezar taşlarını okudum. Taşlarda acı olay açıkça anlatılıyor.”
Fettahoğulları idam edilen ata dedeleri Ahmet ve Mehmet için ayrı ayrı mezar yaptırmış. Hece taşından yapılan mezarların üzerinde hayat hikâyeleri bulunuyor. Bahçe’deki mezarlıklar yüzyılların suskunluğunu taşıyor.
Anneleri tarafından yaptırılan türbelerin üzerinde “şehit olmuşlardır” ibaresi bulunuyor.
Edebiyatımızda Halk şiirlerinde Kozanoğullari olayları diye gecen olaylarda da Fettahlıları görmekteyiz (bkz. Halk Şiirimizde Kozanogulları olayları / Kültür Bakanlığı Halk kültürü araştırma daire bşk. yard. A. Esat Bozyiğit )
Dadaloğlu, bir şiirinde Çapanoğullarından bir bey olan Necip Paşa ile Kozanoğlu'nu karşılıklı konuşturmaktadır
Bu şiirinde bölgedeki Fettahlı etkisini su mısralarda görmekteyiz:
.... HASAN PAŞA:
- Kozanoğlu, yapma benimle inadı
Dedem, deden ile bir dem sınadı
Bizim kovduğumuzun kalkmaz kanadı
Pençe vurup ciğerini çekmem var
KOZANOĞLU:
- Derebeyiyim de menendim yoktur
Sorun aşirete şecerem çoktur
Elde yalın kılıç çarka çalıktır
Al kanını Adana'ya dökmem var
DADALOĞLU:
- Issız kalmış Fettahlı'nın dağları
Dikiş tutmaz kalan bunun çağları
Dadaloğlum çakıştırır beyleri
İkinizin bir maskına bakmam var
Bir başka kaynak ta Siverek’teki Fettahlıları görmekteyiz:
Fettahlılar, Osmanlı Devletinin iskân politikası ile Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yerleştirilmiş ve genellikle yönetici sınıfına mensup bir aşiret ya da aile olarak bilinmektedirler. Siverek bölgesine de bu ailenin yerleştirildiği halen ellerinde mevcut bulunan belge ve fermanlardan da açıkça anlaşılmaktadır.
Hicri 1144 tarihli belgede Fettahlıların aynı zamanda Mutasarrıflık yapan Diyarbekir Alay Beyi Abdulfettahzade Mehmet’in Siverek ve Samsat bölgelerinde Malikâne (kaydı hayat şartı ile tasarruf) sahibi oldukları belirtiliyor. O dönemdeki Ordu ve toprak sistemi gereği elindeki toprakla orantılı olarak seferde Bağdat muhafızı Vezir Ahmet Paşa komutasında 1000 tımar askeri ile hazır olduğu belirtilmektedir.
Yine belgelerden anlaşıldığı gibi bölgedeki diğer aşiretler ve toprağı işleyen halkla aralarındaki anlaşmazlıklar zaman zaman Dersaadet’e (İstanbula) şikâyet konusu olmuş ve sultan tarafından ikaz edilmişlerdir. Osmanlı devletinin iskân politikaları sonucu çeşitli bölgelere yerleştirilen Fettahlıların son dönemlere kadar Siverek’te etkin oldukları “Keşkül” adlı eserde de belirtilmektedir.
Siverek’te en uzun süre Belediye Başkanlığını Fettahlılardan Hacı Yılmaz Fettahlıgil yapmıştır. Çok uzun dönem Diyarbakır ve Siverek çevresinde yöneticilik, toprak malikleri olarak yaşayan Fettahlılar buradan diğer şehirlere göç etmişlerdir.
Fettahlıların ecdadından ve ulemadan Abdal Ağa ve Hacı Muhiddin Efendilerin türbeleri bugün dahi halk tarafından ziyaret edilmektedir. Son yıllarda Abdal Ağa türbesi ve kabristanı, H. Bahaddin Fetttahlı tarafından yeniden düzenlenerek hemen yanına Fettahlı Abdal Ağa Camii yaptırılmıştır.
Siverek’in en eski ailelerinden “Fettahlı Ailesi”nin elinde bulunan ve bu aile mensupları adına yazılmış Osmanlı Berât’larından olan bir belgede, Osmanlı toprak sistemi ve bu sistemin Siverek’te uygulanışı ile ilgili önemli bilgiler mevcuttur.
Hicri 1144 tarihli olan bu belgede özetle;
“Siverek ve Samsat bölgesinde Malikâne mutasarrıfı Diyarbakır Alay Beyi Abdü’l-Fettahzade Mehmet ’in 1000 nefer tımar askeri ile seferde, yine babası Diyarbakır Alay Beyi Abdülfettah ’ın tımar erbabı ile birlikte Bağdat Muhafızı Vezir Ahmet Paşa ’nın yanında sefere hareket için hazır olduğu anlaşılmaktadır.
Yine aynı belgede özetle; Abdülfettahzade Mehmet hakkında vuku bulan, Reaya’ya zulüm ettiğine dair şikâyet üzerine mutasarrıfı olduğu mukataanın kendisinden alınarak daha önceki mutasarrıfı (belgede Seyit Gazi Bey adında birisi olarak belirtilmektedir) ile şikâyetçi Büziği (Baziki aşireti ) aşiretinden Ali Bey ve Ebubekir’e 2500 guruş muaccel kira bedeliyle verildiği anlaşılmıştır. No.8/14
Belgede; Sonradan yapılan tahkikat sonucu Fettahlıların işlettiği topraklar, yapılan şikâyetin asılsız olduğu anlaşılınca kendilerine geri verildiği belirtilmektedir.
Yine Fettahlılara ait Hicri 1151 tarihli başka bir belgede özetle
Siverek Sancağı dâhilinde Üsve nahiyesinin Urgur karyesinde 2000 Akçelik tımara sahip Hüseyin’in, Alay beyi Mustafa’nın da arzı ve yine erbab-ı tımardan başka bir Hüseyin’in ihbarı ile Sefer-i Hümayun’a katılmadığı sabit olduğundan sahip olduğu tımarın kendisinden alınmasına dair bir ferman gönderilmiştir.
Devlet için lüzumlu olan askerin mühim kısmının tımar sistemi ile temin edildiği bilinmektedir. Fettahlı Ailesine ait yukarıdaki belgede bu durum açık bir şekilde görülmektedir. Bundan başka Siverek’ten çeşitli seferlere asker gönderildiğini belgeleyen farklı kaynaklarımız da mevcuttur. Bunlardan birisi de 966/968-1558-1560 tarihli ve 3 numaralı “Mühimme” defterinde geçen aşağıdaki belgedir. Bu konuda Diyarbakır Beylerbeyliğine gönderilen bir fermanda da benzer durum görülmektedir.
“Diyarbakır Beylerbeyine,
Arap eşkıyanın Basra’ya yeniden saldırma ihtimali üzerine, bunu defetmek için Van, Ergani ve Siverek’ten Basra’ya gönderilmesi emrolunan asker ile kürekçi, zahire, toprak, demir, tel, kalay vs. hakkında gönderdiği mektubun alındığı; bundan sonra da aynı şekilde kendisine emrolunan hizmetlerin yerine getirilmesinde gerekli gayreti göstermesi ve bildirmesi lazım gelen bilgileri de arz etmesi.”
5 nolu Mühimme defterindeki belgenin orijinali
( Mühimme defterleri, Osmanlı döneminde sadaret (başbakanlık) dairesinde tutulan, önemli kararların ve yazışmaların kayıtlarının tutulduğu bir çeşit bakanlar kurulu defteri. Tarihe ışık tutan en önemli arşivlerdir )
H. 1119 tarihli bir başka belgede; silahlı süvari zabite verilen ve tımarın bir üstü olan Zeametin Siverek’te varlığı ile alakalı bir mesele şu şekilde geçmektedir.
Siverek Sancağı’nın İn nahiyesine bağlı Halebi karyesi nde 20.000 akçelik Zeamete sahip İsmail orta boylu ela gözlü açık kaşlı (belgede kimlik tarifi bu şekilde yapılmaktadır) tezkiresini kaybetmiş olduğu için Dersaadete müracaat etmiş olduğu anlaşılmaktadır. İsmail’e, Alay beyi’nin bayrağı altında sefere katılması şartıyla 20.000 akçelik Zeameti için kendisine yeniden tezkire verilmiştir.
Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren en iyi işleyen ve en önemli sosyo-ekonomik mekanizması söz konusu toprak sistemi yüzyıllar içerisinde zafiyet göstererek daha sonra Devletin başına büyük dertler açmıştır. Osmanlı toprak sistemi toplumun sosyal düzeni, ekonomik dengeleri ve askeri yapısı ile doğrudan irtibatlıydı. Bu düzendeki zafiyet yukarıda belirttiğimiz bütün müesseseleri, dolayısıyla Osmanlı toplum ve devlet yapısını temelinden etkilemiştir. Sınırlı bir döneme ait olmakla beraber Fettahlı Ailesi’nin sahip olduğu beratlardan da bu durumu tespit etmek mümkündür. Halka iyi davranılmadığı için zeamet arazisi bir dönem Fettahlılar’dan alınıp Bazüki aşireti nden Ali beye verildiği ancak durumun tekrar tahkik edilmesi sonucunda arazinin Fettahlılara geri verildiği anlaşılmaktadır. Bu tip şikayet ve çekişmelerin çokça meydana geldiği belgelerin genelinde göze çarpmaktadır. Esasen Siverekteki Fettahlı ailesine ait beratlardan Osmanlı Devleti'nin de bozulmanın farkında olduğu ve bu aksaklıkları düzeltmek için her beratın mukaddimesinde mutlaka nasihatlere yer verdiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki;
H. 1230 tarihli bir beratın mukaddimesinde;
“Şam, Halep, Diyarbakır, Mardin, Adana, Ayıntab, Malatya ve Tokat bölgelerinde ve diğer bölgelerdeki mahallerin (Mir-i Maktua) tasarrufu bazı devlet ricali ile vilayet ileri gelenlerinin (Ayân) elinde olduğu ve bunların da üzerlerine düşen görevleri yapmadıkları, köylerdeki reayayı perişan ve rencide ettikleri belirtiliyor. Bu uyarılardan sonra nasihat olarak bu köylerin üzerlerine düşen işleri yapıp vergilerini verdikten sonra rencide edilmemeleri isteniyor.
Yine bu durumla alakalı bir başka belgede;
“Şam, Halep, Diyarbakır, Mardin, Adana, Ayıntab, Malatya ve Tokat bölgelerindeki bazı köylerin devlet adamlarının iltizamlarında olup bu durum bazen senede birkaç kez değişmekte, farklı kişilerin ellerine geçmekte bunun sonucunda burada yaşayan köylüler konulan ağır vergilerden ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmişlerdir. İhtiyaçlarını karşılayamayan bu köylüler tefecilerden faizle para almak durumunda kalıyor, aldıkları paralar her sene artan faizlerle ödenemez duruma geldiği için köylünün bir türlü borçtan kurtulamadığı bu durumun düzeltilmesi görevinin Şeyh’ül-İslam, Kadıasker, Nakib’ül-Eşraf tarafından güvence altına alınması belirtilmektedir.
Keşkül adlı el yazması eserde 1219 tarihlerinde Samsat Beylerinden Reşit Hüseyin Siverek'i işgal ettiği ve Diyarbekir Valisi Hasan Paşa büyük bir kuvvetle Siverek'i Samsat beyinin elinden aldığı belirtilmektedir.
Tarihi suskunluk sona eriyor
İdam olayından sonra, coğrafi yapısından dolayı Torosların Ergenekon’u olarak kabul edilen Bahçe nahiyesinden Fettahoğulları parçalanarak ayrılıyorlar. Bahçe’den ayrılan bir kol Hasan Bey önderliğinde Hasanbeyli’ye yerleşir Hasanbeyli adi buradan gelmektedir. Eski adıyla Haruniye simdiki ismiyle Düziçi - Osmaniye ve Adana’ya dağılanlar olur. Fettahoğulları ailesi 1850’li yıllardan 1980’li yıllara gelinceye kadar sessiz kalmayı, susmayı tercih etti. 1980’lerde Fettahoğulları soylarını araştırmaya başladılar. Aslında bu arayış ailenin tekrar toparlanma isteğinin de habercisi oluyor.
Fettahoğulları henüz tam birleşmemelerine rağmen milyonu bulan sayılarıyla Türkiye’de etkili bir konuma gelmiş durumdalar. Göktürk Devleti’ni kuran ailenin mensupları 21. yüzyılda da Türk siyasi tarihine yön vereceğe benziyor.
Yaklaşık 14 yüzyıl boyunca suskun kalan Fettahoğulları 1980’den itibaren yavaş yavaş toparlanmaya başladılar. FET–DER Türkiye’nin dört bir yanındaki mensuplarına “birleşelim” çağrısında bulundu. Şimdi ise aile artık yavaş yavaş toparlanıyor, taşlar yerine oturuyor. Fettahoğulları ilk iş olarak kendi silsilenamelerini bilimsel bir platforma taşıyıp kendi içinde inceleyecek. FET–DER: “Fettahoğulları ülkemizin aydınlık geleceğinde birlik, beraberlik ve hoşgörü içinde varlığını sürdürecek bir aile topluluğudur. Amacımız hoşgörü ortamı içinde etkili bir konuma gelmek. Bizim için parti önemli değil, önemli olan hizmettir. Biz aile olarak kendi geçmişimizle bütünleşmek istiyoruz” şeklinde amaçlarını açıklıyor.
Fettahoğulları arasında çiftçi, sanayici, tüccar, öğretmen her daldan meslek sahipleri var. Siyasileri de unutmamak lazım. RP'nin kurucularından Hasan Fettahlıoğlu, devlet eski bakanlarından Hasan Aksay, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski içişleri bakanlarından ANAP'lı Ülkü Güney, eski CHP li Gençlik ve Spor Bakanlarından ve de Cumhuriyet Senatosu üyelerinden Muslihittin Yılmaz Mete ve Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Tufan Algan soyadları değişik olmalarına rağmen Fettahoğulları mensubu olanlardan sadece bir kaç isim. Hatta ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü nün babasının Hacı Reşit Fettahoğlu olduğu ve Malatya’daki Fettahlılara mensup olduğu bilinmekte (Fotoğraf ve belgesi Erkan Fettahoğlu’nda mevcut ), yine değişik üniversitelerimizde öğretim görevlisi olanlar da mevcut bir kaç isim: Prof. Dr. Abdurrahman Fettahoğlu, Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer, Okan Ömer Fettahlıoğlu, Hakan (Alpay) Fettahoğlu gibi...
Kısaca Göktürk devletini kuran aşina boyu Irak’ta Kufa’da zorla Müslüman yapılmışlardır.
Anadolu’ya girip dağılan Fettahoğulları şu ana kadar Sünni bir boy olarak görünüyor fakat Müslümanlığı zorla kabul etmelerinden kaynaklanan mezhepsel ayrılık yaşamışlardır.
Anadolu içlerine yerleşmiş küçük kollar giderek büyüyerek kendi içlerinde geniş aileler oluşturmuşlardır, Bektaşilik yoluna gönülden bağlanmışlardır ve Fettahoğulları derneğiyle yaptığım görüşmelerde Bektaşi Fettahoğullarının hiçte azımsanmayacak çoğunlukta olduğunu gördüm. aleviweb
XX. YÜZYIL BAŞLARINDA DOĞU ÇUKUROVA’DA FIRTINALI HAYAT VE FETTAHOĞULLARI.pdf
2OO3 yılı Nisan ayı içinde Kozan Kaymakamlığına uğradığımda sayın Kaymakam Mehmet ERS0Y ile yaptığım özel bir sohbet esnasında ‘Devlet Bahçeli’nin Ermeni asıllı olduğunu ileri süren bir internet dosyası bana ulaştırıldı. Kafa karıştıran sorular ve düşündüren bilgiler var’ diyordu sayın Kaymakam. Bir örneğini vermesini rica etmeme rağmen bahsi geçen dosyayı görmem mümkün olmadı. Bahsi geçen bilgi ve belgeleri el altından çok sayıda insana servis yapan birileri mi vardı? Diye söylendim kendi kendime.
Aradan geçen onca zamandan sonra 31 Mayıs 2OO4 tarihinde telefonla beni arayan sayın Çağrı Kürşat YÜCE ‘Sayın Hocam! Şu anda elimde Bahçeli’nin soyağacı karışık mı konulu internetten indirdiğim bir dosya var. Benim de kafam karıştı. Bir örneğini sana getiriyorum’ dedi. Çok geçmedi sayın Çağrı Hoca bahsettiği dosyadan bir kopyayı bana verdi. Dosyayı dikkatle okudum. ‘Ülkücü Hareket’ adı verilen bir internet sitesinde yayınlanan ‘Bahçeli’nin Soy Ağacı karışık mı’ konulu dosyada Adana Nüfus Memurluğundan emekli bir memurun verdiği nüfus kayıtları kaynak olarak gösteriliyordu. Kimliği açıklanmayan nüfus memuru bilgileri Ata Keskinoğlu adındaki bir şahıs aracılığıyla açıklıyordu. Verilen bilgilere göre bahsi geçen nüfus memuru Adana, Kozan ve Osmaniye nüfus dairelerinde incelemeler yapmış. Elindeki bilgileri kullanarak görüşler ortaya atıyordu. Devlet Bahçeli hakkındaki ‘Hristiyan ve/veya Ermeni asıllı’ olduğunu ima eden bilgiler neden Ülkücü Hareket adındaki sitede yayınlanıyor ve yüz binlerce insanın bilgisine sunuluyordu.
Devlet Bahçeli’nin nüfus kimlik bilgileri kayıtlarını kütükten çıkaran şahıs ‘1948 Osmaniye Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı Salih ve Samiye’den doğma’ bilgilerini açıklayarak başlıyordu. Baba Salih’in Turan ve Ayşe’den olma l32O (Miladi-19O4) Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı’ olarak gösteriliyor. Dede Turan Soylu’nun da Ahmet ve Raziye’den olma 1278 (186l) doğumlu olduğu açıklanıyor. Burayakadar sıralanan bilgiler, belli ki nüfus kayıtlarına dayandırılmış. Kökendeki karışıklığı ima eden yorumylar bundan soünra yapılıyor. Devlet Bahçeli’nin yakın akrabası olan yeğeni Ülker Bahçeli’nin evlenince soyismi Çerçi oluyor. Ve Ülker Hanım’ın ailesinden 1977 doğumlu Lyudmilla Çerçi’nin nüfus kaydı olduğu ve adı geçen kişinin de ‘Ermeni asıllı’ olduğu özellikle belirtiliyor.
Devlet Bahçeli’nin anne tarafından akrabası olan Nezihat Soylu, l94l doğumludur. Evlenince Nezihat BOZDUĞAN soy ismini alıyor. Osmaniye merkez nüfusuna kayıtlı l969 doğumlu aynı aileden gelen Robert ve Hilda’dan olma Coron Catherina Bozduğan’ın varlığına dikkat çekiliyor.
Devlet Bahçeli’nin de mensubu olduğu Fettahlı ailesinden Ayşe Nezihe (Çanga) hanım (1936 doğumludur) Kozanlı Çamurdan ailesine gelin gidiyor. Ve doğal olarak da soy ismi Çamurdan oluyor. Bahsi geçen Çamurdan ailesinin nüfus kayıtlarından l957 doğumlu Derya Erike amurdan…Erike’den olma Anita Deniz Çamurdan…Yine Kozan nüfusuna kayıtlı Pierre ve Marie Louise’den olma Agnes Marie Çamurdan’dan bahis açılıyor. 198O doğumlu Rifat Orhan Çamurdan’ın da Agnes Marie’nin çocuğu olduğu açıklanıyor.
Fettahoğulları aşiretinin en ünlü üyeleri arasında şunlar sayılabilir:
Hacı Fettahzadeler ve Kaldırımoğulları. Trabzon yöresi Fettahlıları arasında yer alırlar.
Ceylan Hasan Ağa. IV. Murad'ın Bağdat seferine katılmış ve şehrin önündeki hendeği aşmak için yaptığı saldırı ile düşmana çok kayıp verdirdiği için "Ceylan" ismini almıştır.
Abdullah Ağa. 1718 yılında Of'a hakim olmak isterken rakip durumdaki Kaltabazoğullarının şikayeti üzerine Trabzon'da idam edilmiştir.
Ağca Bey. 1856 yılında idam edilmiştir.
Aziz Hacı Fettahoğlu ve Ahmet Hacı Fettahoğlu. 1920'li yıllarda Osmanlıca yazılı bir köken defteri bulmuşlardır.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Eski İçişleri Bakanı Ülkü Güney, Eski Devlet Bakanı Hasan Aksay ve Yazar Abdurrahman Dilipak. Bu kişiler, Fettahoğulları aşiretinin üyeleri olarak bilinmektedir.
OSMANLI ARŞİVİ’NİN KAPISINDA
2008 yılı temmuz ayı içinde İstanbul’daki Osmanlı Arşivi’ne araştırmalarda bulunmak üzere gittim. Sultanahmet’te bulunan Arşiv binası, son yıllarda modern tarzda düzenlenmiş 50 milyon civarında belge de özetlenerek bilgisayar ve internet ortamına bile atılmıştı. Osmanlı Arşivi’nin araştırmacılara ayrılan salonundaki bilgisayara “Fettahlı”, “Ağca bey” yazdığımda 1800’lü yılların başlarına ait çok sayıda ferman (hattı hümayun) belgesi gelmeye başladı. Hattı Hümayun, padişahın emri/kararı demekti. Aynı zamanda da devletin kararı.
FETTAHLI BEYLERİNİN İDAM FERMANLARI
Fettahlı ile ilgili belgelerin asıllarını görmek üzere istekte bulundum. Ve ertesi gün dosya içinde ilgili memurlar tarafından getirilerek önüme kondu. Ve altın sarısı kağıtlara siyah mürekkeple yazılmış olan belgeleri okumaya başladım. İçlerinden bir hattı hümayun vardı ki yaşanmış acı olayı gözler önüne seriyordu. Hicri 1231 yılında (miladi-1815) yaşanan acı olduğu kadar da düşündürücü bir olay yaşanmıştı Gavurdağları eteklerinde Sarvanlı kalesinde. Adana Valisi’nin kardeşi İsmail’in emrindeki askerler ile Fettahlı beyleri arasında süren savaş sonucunda insan ruhunu sızlatan vahşet eseri sergilenmişti. Bahse geçen “hattı hümayun” belgesinde yazılı olanlar(1):
Malum-u mekarim-i şahaneleri buyurulduğu üzere..
Haklarında fermanı kaza (idam hükmü) cereyan eden Fettahoğulları Ağca ve Ahmet nam şekavetkarlar (isyancılar) ahzı giriftar olunmuş (yakalanmış) Dede Bey namında fesadbişe (kötülüğe bulaşmış) ber takrip (o anda) firar etmiş ise de bittakip (izlenerek) tutulup idam ve ser-i maktuu (kesilen başı) gönderilmiş olduğunu Adana Valisi Mustafa Paşa ve Maraş Valisi Kalender Paşa kulları taraflarından mukaddema (daha sonra) inha olunmuş(bildirilmiş) ve keyfiyet atabeyi ulya-i mülukanelerine led-el-arz –ı şeref (padişaha sunularak) bir sahife-i südur olan Hattı Hümayunu şahaneleri mucebince merkumun (Ahmet ve Ağca) idamı ve izaleleri (ortadan kaldırılmaları) babında emriali isdar (emir gönderilmiş) Kalender Paşa tisyar olunmuş (bildirilmiş) idi.
Emri şerifi mezkurun tarafına vürudundan mukaddem Adana Valisi müşarünileyhin biraderi (Adana Valisinin kardeşi) İsmail Bey, bilmuharebe (harp ederek) SARVANLI kalesini zabt ve Ağca ve Ahmed idam olunmuş ve merkumanın (adı geçenler) esnayı muharebede (harp esnasında) ahz olunan (yakalanan) yigirmi beş isyancının (Fettahlı soyundan gelen 25 kişi) ruusu maktuları (kesilen başları) selam ağası ile gönderilmiş idiğini Müşarünileyh Kalender Paşa kulları bu defa varid olman tahriratında(yazısında) mezkure hülasa ettirilip (yazı özetlettirilip) aslıyla beraber menzur-u meal mevkudu şahaneleri buyurulmak için arz ve takdim kılındı.
Zikrolunan ruusu varide (kesilen başlar) pişgahı Babıhümayunlarında (Topkapı sarayının kapısında halka gösterilerek) galtidecek ibret kılınıp müşarünileyha tehayyi havi tarafı çakeraneden mektup tahrir ve selam ağası merkuma hilatı libas olunacağı (kelleleri getiren Selam ağasına ödül olarak elbise verilmesi) mehat-ı ilmi alileri buyuruldukta emru ferman şevketlu, kerametli, mehabetli, kudretli efendim, padişahım hazretlerinindir.