Daha fazla hava durumu tahmini: İstanbul da 15 günlük hava durumu

Batı kaybederken Rusya nasıl kazanacak?

Hürmüz Boğazı, ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilimlerin merkezinde yer alırken, bu stratejik noktanın kapanma riski dünya genelinde enerjide ciddi bir kriz yaratma potansiyeli taşıyor. Artan fiyatlar ve enerji rotalarındaki değişiklikler, Kremlin'in elini güçlendirirken Rusya'nın küresel petrol piyasasındaki etkisini artırıyor.

Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Avrupa ve ABD için büyük bir enerji sorunu anlamına gelirken, Rusya'nın petrol ihracatıyla Ukrayna'daki savaşın finansmanını sağlamasına yol açabilir. İran, bu dar su yolunun kuzey kıyısında kontrol sahibi olduğu için boğazın stratejik önemini artırıyor. Tehditlerini sıkça dile getiren Tahran, şimdiye dek boğazı kapatma eylemini gerçekleştirmedi. Ancak, sigorta maliyetlerindeki yükseliş ve nakliye şirketlerinin risk almaktan kaçınması nedeniyle geçişler şimdiden önemli ölçüde azalmış durumda.
Uzmanlar, fiili olarak boğazın gemi trafiğine kapalı olduğunu belirtiyor ve enerji arzındaki bu kesintinin yalnızca jeopolitik bir risk olmadığını, gerçek bir tedarik krizi anlamına geldiğini ifade ediyor. Bu durumun en büyük faydalanıcılarından biri ise Rusya. Ortadoğu'daki petrol sıkıntısı, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin Rus petrolüne olan bağımlılığını artırıyor.

Son aylarda Batılı yaptırımlar, Hindistan ve Çin'in Rusya’dan petrol ithalatını azaltmasına neden olmuştu, ancak bazı önlemler Kremlin’in ihracatını tamamen durdurmayı başaramadı. Bu sırada milyonlarca varil gölge filo tankerlerinde bekliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel enerji piyasasında yeni bir darbe oluşturacak. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak gibi ülkelerden yapılan petrol sevkiyatlarının yanı sıra İran’ın kaçak yollarla sağladığı petrol de büyük bir açığı beraberinde getirecek.

ABD’nin Venezuela üzerindeki ambargosu göz önüne alındığında, Rusya düşük maliyetli gölge petrolünün başlıca satıcısı haline gelebilir. Artan global petrol fiyatları Moskova’nın elini daha da rahatlatırken, denizde bekleyen varillerin satışı çok daha kolay gerçekleşebilir. Bloomberg'den Javier Blass'ın analizine göre, Putin bu süreçten fayda sağlayabilir; zira fiyatların yükselmesi yaptırıma tabi Rus petrolüne olan talebi artırabilir.

ABD'nin enerji fiyatlarını düşük tutma çabaları kapsamında Hindistan üzerindeki baskısı sürse de son dönemde ABD'nin bazı kısıtlamaları geçici olarak hafiflettiği dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, Hindistan'ın bu yaptırımlara rağmen Rusya'dan petrol alımına devam edeceğini öngörüyor. Çünkü ülkenin mevcut stratejik rezerv düzeyi yetersiz, dolayısıyla Hindistan'ın Rus petrolüne daha fazla yönelmesi kaçınılmaz görünüyor.

Çin ise son zamanlarda stratejik rezervlerini artırma konusunda adımlar atsa da boğazın kapanması durumunda alternatif kaynaklara yönelmek zorunda kalabilir. Bu bağlamda, Pekin'in Rusya’dan deniz yoluyla daha fazla petrol ithal etmeye hazır olduğu söyleniyor. Hindistan ve Çin'in bu tür tutumları Kremlin'in küresel enerji oyununda avantaj kazanmasını sağlıyor.

Boğazdaki krizin potansiyel etkilerinden biri de boru hattı taşımacılığı üzerinden Avrupa’ya yönelen Rus ihracatı olabilir. Ancak burada Kremlin’i engelleyen iki önemli faktör bulunuyor: Avrupa Birliği’nin hazırlığında olduğu geniş kapsamlı bir petrol ambargosu ve Ukrayna’daki "Dostluk" boru hattındaki hasar sonucunda Macaristan ve Slovakya'nın bir süredir sevkiyat alamaması.

AB’nin bu dönemde yaptırım planlarını açıklaması enerji krizini derinleştirme riski taşıyor. Macaristan ve Slovakya’nın alternatif çözüm arayışları ise Hırvatistan üzerinden sağlanacak deniz bağlantılı bir hattı içeriyor. Fakat bu geçici önlemlerin Kremlin karşıtı yaptırımlar üzerindeki etkisi hala belirsizliğini koruyor.


Hürmüz Boğazı'ndaki sorunlar nedeniyle deniz yollarındaki petrol arzı azalırsa, bu alternatif fiilen etkisiz hale gelecek ve Avrupa Birliği, boru hattının hızlı bir şekilde onarılabilmesi için Ukrayna üzerindeki baskısını artırmak zorunda kalabilir.

Bu durum Batı’yı nasıl etkiliyor?

ABD Başkanı Trump, Amerikalılara düşük petrol fiyatları ve ucuz benzin sözü vermişti. Ancak küresel ölçekte bir petrol krizinin bu vaatlerle uyuşmadığı açık. ABD, şu anda dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi olması sayesinde ciddi bir arz sıkıntısı yaşamayacak gibi görünüyor. Üstelik, ihtiyaç duyduğunda devreye sokabileceği stratejik petrol rezervleri bulunuyor.

Bu arada Avrupa’nın durumu oldukça farklı. Boru hatları ve uzun vadeli sözleşmelerle Rusya’dan enerji tedarik eden Avrupa Birliği, bu ilişkileri kesmesinin ardından artık petrol ve gazı piyasalardan temin ediyor ve piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalardan daha kolay etkilenir hale geldi. ABD ekonomisinin aksine daha yavaş bir büyüme grafiği gösteren Avrupa ekonomisi, olası bir yeni enerji krizinin yol açacağı ekonomik ve siyasi istikrarsızlık riskine daha açık görünüyor.

Savaş 28 Şubat’ta başladı ve Avrupa piyasaları 2 Mart Pazartesi günü tekrar açıldığında, gaz fiyatlarının cuma gününe göre yüzde 20 arttığı görüldü. Avrupa doğalgaz piyasaları konusunda uzman olan Wood Mackenzie analisti Tom Marzec-Manser, bu artışı önemli bir sıçrama olarak nitelemekle birlikte, daha aşırı durumlarla da karşılaşıldığını hatırlatıyor. Kendisi, 2025 Haziran ayında İran ile yaşanan önceki savaş sırasında fiyatların daha da yükseldiğini vurgulayarak, bu tür bir durumun uzaması halinde fiyatların daha da artacağını öne sürüyor.

Peki bu artış nereye kadar sürecek?

ABD’li Goldman Sachs bankası analistleri, fiyatlarda yüzde 130’luk bir artış öngörüyor. Bloomberg’in ulaştığı bir analiz raporunda, Hürmüz Boğazı’nın iki aydan uzun süre kapalı kalması durumunda Avrupa’daki gaz fiyatlarının üç katına çıkabileceği belirtiliyor. Buna karşın Katar’ın sıvılaştırılmış doğalgazını kısa sürede alternatif bir çözüm olarak devreye sokmak kolay olmayacak. Dünya genelinde en büyük üretici olan ABD ise zaten liman tesislerini maksimum kapasiteyle çalıştırdığı için ihracatını artırma kapasitesine erişemiyor. Aynı zamanda Rusya’dan gelen sıvılaştırılmış doğalgaz da yaptırım politikaları nedeni ile seçenek dışı kalmış durumda.

Eğer Hürmüz Boğazı bloke edilirse ABD dahi bu durumu telafi etme şansı bulamayabilir. Trump, Husiler’in Kızıldeniz’i kapatmalarını çözme sözü vermişti ve bunu daha küçük çaplı bir sorun olarak görüyordu. Ancak şu an, Avrupa ile Asya arasında kritik önem taşıyan bu ana nakliye rotası hala kapalı durumda.

Yorum KURALLARI: Hakaret içerici ve kanuni olarak suç teşkil edecek paylaşımlarda bulunmak yasaktır. Sorumluluk tamamen siz ziyaretçilere aittir.

Daha yeni Daha eski

Reklam1

Reklam2

نموذج الاتصال

",postDate:true,postDateLabel:"-