Dünya genelinde birçok merkez bankası, artan jeopolitik riskler ve güvensizlik ortamı sebebiyle Londra ve New York'ta tutulan altın rezervlerini kendi ülkelerine taşımaya yöneliyor.
Financial Times'ın haberine göre, Hindistan ve Fransa, bu eğilime öncülük eden ülkeler arasında yer alıyor. Her iki ülkenin de geçtiğimiz yıl önemli miktarda külçe altın rezervini ABD ve Birleşik Krallık’tan kendi topraklarına taşıdığı ifade ediliyor.
Son dönemlerde dolara alternatif arayışı içinde olan merkez bankaları, rezervlerini altına kaydırmaya başlamış ve altın, en büyük rezerv varlığı haline gelmişti. Ancak artan jeopolitik endişeler ve yaptırım politikaları, ağırlıklı olarak Londra ve New York merkezli yürütülen altın ticaretine dair kaygıları artırdı.
Dünya Altın Konseyi tarafından salı günü yayımlanan yıllık raporda, merkez bankalarının Londra ve New York'taki altın rezervlerinin geçen yıla kıyasla azaldığı belirtildi. Ankete katılan merkez bankası temsilcilerinin yüzde 19'u, son bir yıl içinde altın rezervlerini kendi ülkelerinde depolamayı artırdıklarını ya da yurt dışındaki saklama noktalarını çeşitlendirdiklerini dile getirdi. Bu oran, bir önceki yıl yalnızca yüzde 7 seviyesindeydi.
Dünya Altın Konseyi'nin merkez bankaları biriminin küresel başkanı Shaokai Fan, altın rezervlerinin ülkeye geri taşınması ve depolama noktalarının çeşitlendirilmesi yönündeki trendin ardında “jeopolitik endişeler” ile altına kesintisiz erişim sağlama hassasiyetinin bulunduğunu belirtti. Fan, bu kaygıların yeni olmadığını söylese de günümüzde merkez bankalarının bu konulara daha fazla önem verdiğini ve altınlarının saklanma yerleri konusunda daha dikkatli davrandığını vurguladı.
Fransa yoğun taşıma programları yürütüyor
Altın rezervlerini geri getirme konusunda en ciddi adımları atan ülkelerden biri Fransa oldu. 2025'in son altı ayında ülke, 129 ton altını New York'tan Fransa'ya taşıdı. Fransa Merkez Bankası, bu süreçte ABD’deki rezervlerinden bir kısmını satışa çıkarıp Avrupa'da eşdeğer miktarda altın satın aldı. Böylece yapılan işlemlerden yaklaşık 11 milyar euro kâr elde edildi. Banka, bu kazancın bir kısmının gümrük tarifeleri nedeniyle ABD piyasasında oluşan altın priminden kaynaklandığını açıkladı. Ayrıca bu hamlenin, altın rezervlerinin kalitesini artırmaya yönelik bir stratejinin parçası olduğu belirtildi.
Hindistan örneği
Hindistan Merkez Bankası ise Mart 2023 itibarıyla toplam altın rezervlerinin yüzde 55'ini yurt dışında saklarken, Mart 2026'ya kadar bu oranı yüzde 22’ye çekme hedefine yöneldi.
Benzer şekilde, New York'ta altın rezervlerini bulunduran diğer ülkeler arasında Almanya, İtalya, Hollanda, Yunanistan ve İsveç de sıralanıyor. Almanya ve İtalya'da ise son yıllarda ABD’nin politikaları sebebiyle altın rezervlerinin ülkeye geri getirilmesi konusundaki tartışmalar giderek artıyor.
Dünya Altın Konseyi, merkez bankalarının rezervlerinde altının payının giderek arttığını, buna karşın ABD dolarının küresel rezervler üzerindeki hakimiyetinin önümüzdeki beş yıl içinde azalmasının beklendiğini duyurdu.
Konseyin "2026 Merkez Bankası Altın Rezervleri Anketi" sonuçları, son yıllarda hız kazanan küresel "dolarsızlaşma" eğilimi ve altın biriktirme stratejisinin devam ettiğini ortaya koydu.
Şubat-Mayıs döneminde 76 merkez bankasının katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, özellikle Orta Doğu'daki jeopolitik çatışmaların ardından rezerv yönetiminde stratejik değişimlerin yaşandığını gözler önüne serdi.
**Altın Alımlarında Rekor Artış**
Ankette, her 10 merkez bankasından 9'unun, önümüzdeki 12 ay içinde küresel altın rezervlerinin artmaya devam edeceğini öngördüğü tespit edildi. Bunun yanında, altın rezervlerini artırmayı planlayan merkez bankalarının oranı yüzde 45'e yükselerek tarihi bir seviyeye ulaştı. Hatırlatmak gerekirse, bu oran geçtiğimiz yıl yüzde 43 düzeyindeydi.
Araştırmanın bir diğer dikkat çeken bulgusu ise altının, rezerv varlıklar arasında ABD tahvillerini geride bırakarak ilk sıraya yükselmiş olması. Ancak altına olan bu yoğun ilgiye karşın, ABD dolarına güvenin belirgin şekilde azaldığı görülüyor. Katılımcıların yüzde 74'ü, önümüzdeki beş yıl içerisinde doların küresel rezervlerdeki payının gerilemesini bekliyor.
**Kriz Zamanları İçin Güvenli Liman**
Merkez bankalarının altın yatırımlarındaki temel gerekçeleri arasında, kriz dönemlerinde performans göstermesi, uzun vadeli değer koruma kapasitesi ve portföy çeşitlendirme imkanı sağlaması yer alıyor. Özellikle gelişmekte olan piyasa ve ekonomilerin merkez bankaları arasında, altının "jeopolitik risklere karşı koruma" görevi üstlendiğine inananların oranı yüzde 85 gibi oldukça yüksek bir seviyede.
Yeni altın alımı planlayan merkez bankalarının yüzde 50’si bu alımları yerel para birimleriyle finanse etmeyi planlarken, yüzde 38’lik bir kesim mevcut rezerv varlıklarını satarak altına yönelmeyi düşünüyor. Jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle, merkez bankalarının son dört yılda yıllık ortalama 1000 ton altın biriktirdiği tahmin ediliyor. Bu rakam, önceki on yıl için yıllık ortalama 500 tondu. Katılımcıların yüzde 83’ü, önümüzdeki beş yıl içinde altının toplam rezervler içindeki payının daha da artacağını düşünüyor.
**İsviçre'nin Düşüşü**
Anket sonuçları, merkez bankalarının altınlarını saklama yerleri konusunda da yeni eğilimlere işaret ediyor. Katılımcıların yüzde 9’u, son bir yıl içinde yurt içi depolama kapasitelerini artırdıklarını belirtirken, yüzde 10’u yurt dışındaki depolama lokasyonlarını çeşitlendirdiklerini ifade etti.
İngiltere Merkez Bankası, yüzde 57 ile en çok tercih edilen depo merkezi olmayı sürdürürken İsviçre Ulusal Bankası'na olan ilginin yüzde 12'den yüzde 6'ya düşmesi dikkat çekti.
📌 Not: yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.