Türkiye'nin "Mavi Vatan" doktrinini iç hukuka taşıyacağı belirtilen yasa taslağı hazırlıkları, Yunanistan ve İsrail basını tarafından Atina'da diplomatik alarm ve karşı hamlelerin tartışılmasına yol açtı. Yakında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulması beklenen tasarıyla ilgili gelişmeler, özellikle Yunanistan'da dikkatle takip ediliyor. İşte konuya dair bilgiler...
Türkiye, deniz yetki alanları konusunda bir düzenleme başlatarak Mavi Vatan doktrini çerçevesinde yeni bir yasal düzenleme hazırlığında. Çalışma, Akdeniz ve Karadeniz'de 12 mil, Ege Denizi'nde ise 6 mil uygulamasını yasalaştırmayı hedefliyor. Bu adım, Yunanistan'da endişe yaratırken, özellikle adaların geleceğine ilişkin muhtemel değişiklikler kapsamlı olarak ele alındı. Programda görüşlerini paylaşan askeri stratejist Kemal Olçar, Türkiye'nin bu yasa ile Yunanistan gibi adalar üzerinde bayrak bulundurma hakkı elde edebileceğini dile getirdi.
Milli Savunma Bakanlığı, deniz yetki alanlarına yönelik düzenlemelerle ilgili çalışmaların sürdüğünü açıklarken, bu tasarının Türkiye'nin denizlerdeki hak ve menfaatlerini daha iyi koruma amacı taşıdığı belirtildi. Tasarının kısa süre içinde TBMM'ye sevk edilmesi bekleniyor. Düzenlemeyle mevcut mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu alanlardaki haklarını güvence altına alan kararların hayata geçirileceği ifade edildi.
Yunanistan'ın söz konusu gelişmelere karşı tepkilerinin yoğunlaştığı bir dönemde, iki ülke arasındaki hukuki ve siyasi anlaşmazlıklar yeniden gündeme geldi. Bu bağlamda, özellikle Ege Denizi'nde statüsü belirsiz 152 ada ve Türkiye'nin Mavi Vatan Kanunu ile yapmayı planladığı değişiklikler tartışmaya açıldı. Doç. Dr. Kemal Olçar, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgeler ve Yunanistan'ın adaları silahlandırma çabalarından bahsederek konuyu çok boyutlu değerlendirdi.
Olçar, Ege'deki hukuki durumu netleştirecek yasal düzenlemelerin gerekliliğine vurgu yaparak, bu yasa sonrasında Türkiye'nin yetki alanına dahil olan adalarda bayrak bulundurma hakkına sahip olabileceğini belirtti. Adaların aidiyetinin açıkça tescillenmesi adına ayrıca özel bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulabileceğini ifade eden Olçar, 152 statüsü belirsiz ada ve kayalığın Türkiye'nin egemenliğinde olduğunu somut bir şekilde ortaya koyacak adımların önemine işaret etti. Bu tür bir yasa değişikliğinin bölgede yeni bir dönemi başlatabileceğine dikkat çekti.
Olçar ayrıca Mavi Vatan doktrini kapsamında yapılacak düzenlemelerin sadece ulusal değil, uluslararası hukuk çerçevesinde de kabul göreceğini vurgulayarak şunları söyledi: "Türkiye'nin denizlerdeki hak ve menfaatlerini koruma noktasında sergileyeceği kararlılık, siyasi iradenin ortaya koyacağı adımlara bağlıdır. Yeni düzenleme, karşı tarafın vereceği reaksiyonlara göre farklı stratejiler geliştirilmesine olanak sağlayacaktır. Uluslararası sözleşmeler ve iç hukuk bizi bu mücadelede destekler nitelikte."
Son olarak Olçar, Mavi Vatan'ın önemine dikkat çekerek bunun bir kavramdan çok, denizlerdeki hakların etkin şekilde kullanılması için verilen bir mücadele olduğunu belirtti. İlgili düzenlemeyle Türkiye'nin denizlerdeki haklarına ilişkin tüm yetkileri yerel ve uluslararası düzeyde kullanabilir hale geleceğini dile getirdi.
Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki adacıklar üzerinde yürüttüğü tartışmalı iskan politikası ve Kardak benzeri provokasyonları, konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Kemal Olçar tarafından dikkat çekici bir şekilde ele alındı. Olçar, bölgedeki gerginliği ve Atina'nın uluslararası hukuka aykırı hamlelerini değerlendirerek, Yunanistan'ın izlediği stratejileri detaylandırdı.
Olçar, "Kanun çok önemli. 1995 tarihli Meclis kararının şu anda 'Casus Belli' olarak değerlendirilmesi bile bunun ne derece stratejik olduğunu gösteriyor. Silahsızlanma veya sınırların 12 mile çıkarılması gibi meselelerde blokaj yapan bu kanun, Yunanistan’ın egemenliği tam olarak belirlenmemiş adalarda gerçekleştireceği tasarrufları engelleyecektir. Örneğin, Kardak’a benzer bir adada bayrak dikmek, birkaç asker veya bir aile yerleştirip o kişileri orada yaşatarak o bölgeyi Yunanistan’a ait kara suları kapsamında gösterme çabalarını görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Olçar ayrıca, Midilli Adası'nı örnek göstererek Yunanistan’ın kıta sahanlığı iddiasıyla tanımı yapılmamış kayalıklar üzerinde egemenlik kurma planlarını sorguladı. Açıklamalarında şu ifadeleri kullandı: "Midilli Adası çevresinde pek çok kayalık mevcut. Diyelim ki Midilli’nin kara suları 6 mil çapında, üzerine bir de kıta sahanlığı eklediğinizde 372 kilometrelik bir alan oluşuyor. Bu durumda Yunanistan, kıta sahanlığı kapsamında kalan tüm adaların kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Ancak bu adaların hukuki statüsü hâlâ kesinleşmiş değil."
Yunanistan’ın adalardaki askeri varlığının Türkiye karşısında yetersiz olduğunu dile getiren Olçar, "Münhasır Ekonomik Bölge ilan ettiğimizde, o bölgenin egemenlik sahasının artık bizim tarafımızdan korunacağını ve uluslararası hukuki zeminle doğrulanacağını kanıtlamış olacağız. Ancak Yunanistan’ın mevcut durumuna baktığımızda kendi ana karasını bile tam anlamıyla koruyamıyor. Kaldı ki Türkiye’ye oldukça yakın olan, kimisi 2 kilometre uzaklıkta bulunan bu adaları koruyabilmesi de pek mümkün görünmüyor" diyerek dengeleri özetledi.
Uluslararası hukuk çerçevesinde Türkiye’nin izleyeceği yol haritası konusunda da görüş bildiren Olçar, "Konu uluslararası arenaya taşınırsa büyük yankı uyandıracaktır. Avrupa Birliği'nin Yunan tezlerine yakın durması nedeniyle dosyalar en detaylı şekilde hazırlanmalı ve Birleşmiş Milletler'e sunulmalıdır. Silahlandırılmış adaların tespiti yapıldığında, elimizdeki kanıtlar uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli mercilere aktarılıp bu ihlaller açıkça ortaya konabilir" dedi.
Son olarak Doç. Dr. Kemal Olçar, Türkiye'nin egemenlik mücadelesinde kararlılığını vurguladı: "Ege’deki mücadelenin sınır tanımayacağı ortada. Eğer ki Yunanistan bayrak dikme yöntemini sürdürecekse, biz de haklarımız çerçevesinde aynı şekilde 152 adada bayrağımızı dalgalandırabiliriz. Anadolu’ya yönelik adalar üzerinden süren bu ilerleyişi durdurmak için aktif bir politika şart."
Ege Adaları
1 Ege Adaları
1.1 Boğazönü Adaları (Kuzey Ege Adaları, Trakya & Makedonya Adaları)
1.2 Tavşan Adaları (Kiklatlar, Çember Adaları)
1.3 Eğriboz ve Şeytan Adaları (Kuzey Sporatlar, Tesalya Adaları)
1.4 Doğu Ege Adaları
1.5 Oniki Ada
2 Adaların listesi
2.1 Onikiada (Menteşe Adaları, Güney Sporatlar, Dodekanisa)
2.1.1 a) Batnaz (Patmos)
2.1.2 b) Çoban
2.1.3 c) Herke (Halki=Bakır)
2.1.4 ç) İleriye / İleryoz (Leros)
2.1.5 d) İlipsi (Lipsi / Lipsos)
2.1.6 e) İlyaki / İlkil / Papazlık (Tilos)
2.1.7 f) İncirli (Nisyros)
2.1.8 g) İstanbulya (Astypalea)
2.1.9 ğ) İstanköy (Kos)
2.1.10 h) Kerpe (Karpathos)
2.1.11 ı) Kilimli / Kelemez (Kalymnos)
2.1.12 i) Kızılhisar / Meis (Megisti=En Büyük, Kastellorizo=Kızılkale)
2.1.13 j) Rodos (Rodos)
2.1.14 k) Safran Adaları (Sofrano)
2.1.15 l) Sömbeki (Symi)
2.2 Tavşan Adaları (Kiklatlar, Çember Adaları)
2.2.1 a) Anafiye (Anafi)
2.2.2 b) Andıra (Andros)
2.2.3 c) Aniye / Ünye / Enye / İnoz / Niyoz (Ios)
2.2.4 ç) Bara / Para (Paros)
2.2.5 d) Bibercik / Uzunca (Makronisos)
2.2.6 e) Bolukendire (Folegandros)
2.2.7 f) Değirmenlik Adası (Milos)
2.2.8 g) Eskinos (Sikinos)
2.2.9 ğ) İstendil / İstendin / İstandil (Tinos)
2.2.10 h) Koyunluca (Serifos)
2.2.11 ı) Mökene / Mikene / Mekene (Mykonos)
2.2.12 i) Mürted (Kea / Tzia / Zia)
2.2.13 j) Nakşa (Naxos)
2.2.14 k) Santoron (Santorini / Thira)
2.2.15 l) Sire (Syros)
2.2.16 m) Termiye (Kythnos)
2.2.17 n) Yamurgi / Mırgır / Yumurgi (Amorgos)
2.2.18 o) Yavuzca (Sifnos)
2.3 Saruhan Adaları (Doğu Sporatlar, Batı Anadolu Adaları, Doğu Ege Adaları)
2.3.1 a) Ahikerya / Karyot / İkarya (Ikaria)
2.3.2 b) Andipsara / Küçük İpsara (Antipsara)
2.3.3 c) Ayvalık Adaları / Yund Adaları / Cunda Adaları (Hekatonisa=KokuluAdalar, Hekatonesos, Apollonnesos, Hekatonnesoi, Hekatos): Türkiye'ye aittir
2.3.4 ç) Fornoz (Furni)
2.3.5 d) Hurşid (Fymena)
2.3.6 e) Ipsara (Psara)
2.3.7 f) Koyun Adaları / Papaz Adaları (Inusa)
2.3.8 g) Midilli (Lesbos)
2.3.9 ğ) Sakız (Khios)
2.3.10 h) Sisam (Samos)
2.4 Eğriboz ve Şeytan Adaları (Kuzey Sporatlar, Tesalya Adaları)
2.4.1 a) Arsura (Psathura)
2.4.2 b) Eğriboz / Ağrıboz / İğriboz (Evia / Evvobia)
2.4.3 c) Güvercin adası / Hasır adası (Peristera)
2.4.4 ç) Hırsız ada / Biber adası (Piperion)
2.4.5 d) İblislik / Şeytan adası (Giura)
2.4.6 e) İskados (Skiathos)
2.4.7 f) İskandil / Nergiscik (Skantzura)
2.4.8 g) İskapolos / İşkapolos (Skopelos)
2.4.9 ğ) İskiri (Skyros)
2.4.10 h) Kardaşlar / Defliye (Adelfi / Adelfopulo)
2.4.11 ı) Keçi (Pelagos / Kyra Panagia)
2.4.12 i) Kırlangıç / Halodermiye (Alonnisos)
2.5 Boğazönü Adaları (Kuzey Ege Adaları, Trakya & Makedonya Adaları)
2.6 Girit ve civar adaları
2.7 Yediadalar (İyon Adaları, Eptanisa)
2.8 Doğu Mora Kıyı Adaları (Anabolu Körfezi, Argolis, Saron Körfezi Adaları)
Türkiye’nin Ege kıyılarının hemen çevresinde bulunan 12 Ada yaklaşık 400 yıl boyunca Osmanlı idaresinde kalmıştı. Çoğunlukta gayri müslimlerin yaşadığı adalarda önemli oranda Müslüman nüfus da yaşamaktaydı. 12 Ada ismi ise Osmanlı Devletinin bölgede uyguladığı bir yönetim şeklinden geliyordu. Osmanlı Devletinin bölgede uyguladığı sisteme göre her on hane birer temsilci seçmekteydi ve bu temsilciler kendi aralarından 12 kişilik bir ihtiyar heyeti seçerdi. Bölgedeki adaların önemli derecede büyük adaların sayısı sayıldığında 14 ada küçükleri de dahil edilirse 20’den fazla ada ve adacık bulunmaktadır.
Yüzyıllarca Osmanlı idaresinde kalan 12 adanın kaderi İtalyanların Trablusgarp’ı işgal etmesinin ardından değişti. İtalyanlar Trablusgarp’ın işgalinde başarılı olamayınca Osmanlı Devletini barışa zorlamak kısacası masa başında Trablusgarp’ı almak için Ege denizinde bulunan bu adaları işgal etti. Osmanlı Devleti ise her an başlaması muhtemel Balkan savaşını da dikkate alarak İtalyanlarla antlaşma imzalamak zorunda kaldı ve Trablusgarp’ı İtalya’ya bıraktı. Yapılan antlaşmada dikkat çekici bir madde daha vardı. Osmanlı Devleti İtalyanların 12 Ada’da bir süre daha işgalci olarak kalmasını istedi. Böylece Balkan Savaşı sırasında muhtemel Yunan işgalinin önüne geçilecekti.
Ancak her şey planlandığı gibi gitmedi. I.Dünya savaşının patlak vermesiyle Osmanlı Devleti ile İtalya ayrı ittifak grupları içinde birbiri ile savaşa girdi. 4 yıllık savaşın sonucunda Osmanlı Devleti savaştan mağlup olarak ayrılınca 1923 yılında Lozan antlaşması ile TBMM bu adaları İtalya’ya bıraktı. Böylece Yunan işgaline karşı geçici olarak İtalya’ya bırakılmış olan bu adalar İtalya’nın egemenliğinde kaldı.
II.Dünya savaşının sonuna kadar İtalya’nın işgalinde kalan 12 Ada’nın durumu savaş sonrasında tekrar gündeme geldi. İtalya II.Dünya savaşını kaybetmişti. 1946 yılında Paris’te yapılan Barış görüşmelerinde 12 Ada’nın İtalya’dan alınarak Yunanistan’a verilmesi gündeme geldi. İtalya’nın savaş sonu şartlarında galip devletlerin bu planını reddetme şansı yoktu. Adaların Yunanistan’a verilmesi yönündeki kararın gerekçesi ise adalarda yaşayan nüfusun çoğunluğunun Rum olmasıydı.
12 Ada ile ilgili kararın verildiği Paris Barış Konferansına aslında Türkiye de resmen davet edilmişti. Ancak İsmet İnönü’nün başkanlığında toplanan hükümet konferansa katılmama yönünde bir karar aldı.İnönü savaşa girmeyen Türkiye'nin savaş sonunda herhangi bir çıkar peşinde koşmayacağını ifade ediyordu. Bu durum 12 Ada ile ilgili alınan kararların tam da Yunanistan’ın istediği şekilde çıkmasına sebep oldu. Halbuki konferansa bir Türk heyeti katılmış olsa idi en azından Ege kıyılarına çok yakın adalardan bazılarının alınma şansı doğabilirdi. Çünkü yalnızca nüfus dengesine göre karar vermek Türkiye’ye karşı bir hukuksuzluktu ve bu durum konferansta dile getirilebilirdi. Türkiye bu konuda hakkını arayabilirdi. Örnek olarak Batı Trakya’daki nüfusun yüzde 80’ine yakın Türk ve Müslüman’dı ancak Lozan antlaşmasında Batı Trakya bölgesi Yunanistan’a bırakılmıştı. Bu da nüfus dengesinin tek başına yeterli bir gerekçe olmadığını göstermekteydi.
Ancak Türkiye’nin konferansa katılmaması bu ihtimalleri en başından ortadan kaldırdı. 10 Şubat 1947’de İtalya Paris Antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşmayla 12 Ada silahsızlandırılmak şartıyla Yunanistan’a bırakıldı.
Türkiye bu kararı beş gün sonra 15 Şubat 1947 tarihinde kabul etti.
Etiketler
Genel Haberler